Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
Yaşama Yerleşmek...Üstün DÖKMEN


clock11-18-2009, 12:52 PM
Yorum: #1
[Resim: 2904232.jpg]

Yaşama Yerleşmek-Üstün Dökmen, Yaşama Yerleşmek


Türkiye, Prof.Dr. Üstün Dökmen’i, televizyonda yaptığı “Küçük Şeyler” adlı program ile tanıdı. Üstün Dökmen, bu programdan yola çıkarak “Küçük Şeyler” serisi altında iki kitap yazdı. “Yaşama Yerleşmek” serinin üçüncü kitabı oluyor. Kısaca akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı olarak tanımlayabileceğimiz Üstün Dökmen bu kitabında, yaşamı oluşturan küçük ama bir o kadar büyük ve önemli şeyleri inceliyor. Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan kitap 216 sayfadan oluşuyor.




Kitabın Bölümleri:

Sözbaşı: Kitap Üzerine
Yaşama Yerleşmek Ne Demek
Koltuğun Ucunda mısınız Ortasında mı, Stresli misiniz Rahat mı?
Ayaklarınız Yere, Varlığınız Yaşama Sağlam Basıyor mu?
Aşil Sendromu
Neden Araştırmak
Sorunların Nedenlerine ve Çözümlerine Geniş Açıyla Bakabilmek
Akıcı Olan ve Olmayan Kontrol Çabaları
Tanıtma-Tanıma Kültüründen Tanıştırma-Tanışma Kültürüne
İnsan İlişkilerinde Zenginlik: İlişkiyi İnşa Etmek
İnsan İlişkilerinde Fakirlik: İlişkiyi Tahrip Etmek
İlişkilerde Nezaket
Yaşamın Karı: Ne Hans’ın Altını, Ne Kadının Elması



Arka Kapak:

“Bazılarımız bazen -ve sanırım çok azımız da her zaman- dört elle yapışırız yaşama. Fark ederek, hissederek, anı yaşayarak yaşarız; bazılarımız ise adeta parmak ucuyla tutar yaşamı.
Bir sandalyeye, koltuğa veya bir sedire, kendimizi bırakarak, yayılarak yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde oturmak da… Benzer şekilde, yaşama bütün varlığımızla, varoluşumuzla yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde ucundan ilişmek de…
Bir at, üstüne tam yerleşemeyen süvariyi nasıl üstünden atarsa, yaşam da kendine tam yerleşemeyenleri, bir anlamda yeterince uyum sağlayamayanları, üstünden atar, devre dışı bırakır.”
Üstün Dökmen, bu kitabında, kaliteli yaşamanın vazgeçilmez koşulu olan “Yaşama Yerleşmek”i anlatıyor.


Alıntılara yer verilmiştir..
clock11-18-2009, 02:13 PM
Yorum: #2
okudunmu acaba derya bu kitabı ?
clock11-18-2009, 06:45 PM
Yorum: #3
(11-18-2009 02:13 PM)Carpathia Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  okudunmu acaba derya bu kitabı ?

evet okudum Burak neden sordun ? ben forumu koyduğum bütün kitapları okudum fikir sahibi olmadığım hiç birşeyi paylaşmam...istersen kitabın özetini yazayım yada anafikrini Smile

ve üstün Dökmen in tv programlarını hiç kaçırmadan izlemişimdir ve izliyorumda... bana göre göre bütün kitaplarının okunması gerekiyor çünkü gerçekten insanları çok iyi tanıyor ve yol gösteriyor çok doğal ve açık sözlü tavsiye ederimWinkSmile
clock11-18-2009, 07:36 PM
Yorum: #4
okuyup okumadığını merak ettiğim için sordum derya Smile
clock11-22-2009, 02:19 AM
Yorum: #5
(11-18-2009 07:36 PM)Carpathia Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  okuyup okumadığını merak ettiğim için sordum derya Smile

Okumuş mu Burak Big Grin

Teşekkürler eline sağlık harika bir tanıtım Derya Smile
clock11-23-2009, 01:08 PM
Yorum: #6
Kitabin içersinden beğendiğim birkeç hikayeyi paylaşıyım dedimSmile
Yaşama yerleşmeyi, kaliteli yaşamayı, bir sandalyeye, bir koltuğa oturmaya benzetmiş yazar. Sandalyeye ya da koltuğa eğreti biçimde değil, tam ortasına dengeli bir biçimde oturmak gibi yorumlamış yaşama yerleşmeyi …
Üstün Dökmen şunu savunuyor ;Koltuğa sandalye ve benzeri şeylere nasıl yerleşirsen hayatada öyle yerleşirsin.
İşte size bir tez; Sandalye, koltuk tamir eden bir usta varmış. Ustanın gözlemlerine göre bazı müşterilerinin koltuklarının ön kısımlarında, bazı müşterilerinde arka kısımı daha fazla aşınıyormuş. Ön kısımları aşınan koltukların sahibi kardiyologların bekleme salonlarıymış yani kalp hastalarının diğerleri ise farklı mesleklere sahip insanların salonlarıymış. Stres aceleci ve heyecan düzeyi yüksek kişiler hem hayata hemde koltuğa tam yerleşemediklerini görüyoruz.
Bazılarımız bazen (ve sanırım çok azımız da her zaman) dört elle sarılırız yaşama. Fark ederek, hissederek, anı yaşayarak yaşarız; bazılarımız ise sanki parmak ucuyla tutarız yaşamı. Bir sandalyeye, koltuğa, sedire kendimizi bırakarak, yayılarak yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde oturmak da… Benzer şekilde yaşama, bütün varlığımızla, varoluşumuzla yerleşmek de mümkündür, eğreti bir şekilde ucundan ilişmek de… Bir at üstüne tam yerleşmeyen suvariyi nasıl üstünden atarsa, yaşam da kendine tam yerleşmeyenleri, bir anlamda yeterince uyum sağlayamayanları üstünden atar, devre dışı bırakır.”
Mutluluğu bulmanın, mutlu olmanın, çevreyi de mutlu etmenin ne olduğunu açıklamış kitabın son bölümünde. Üç öyküyle, yorumlarıyla açıklık getirmiş düşüncelerine.

APTAL HANS:
Alman halk masalı, Grimm Kardeşler derlemişler. Aptal Hans’a uzun yıllar çalıştığı emeğinin karşılığı ustası , onu çok zengin edecek kadar külçe altın verir. Eve dönerken Hans yorulur. Yolda gördüğü atlının atıyla altınları değişir. Hans mutlu olmuştur. Atı sonra inekle değişir. Yine mutlu olmuştur. İneği kazla, kazı da bileği taşıyla değişir, eve eli boş gelir. Ana fikir çıkarır Üstün Dökmen: “ Aptal Hans gibi aptallık edip elindeki kıymetli şeyleri değersizleriyle değiştirme… Altın nasılsa gidecek, hepimiz ölümlüyüz, elimizdeki bir gün nasıl olsa bitecek; önemli olan yaşam karşısında bu tuhaf alışverişte mutlu olabilmek. Hans hep mutluydu; ya bir de mutsuz olsaydı nasıl biterdi yolculuk, çekilir miydi? “

KAŞIKÇI ELMAS :
Rivayete göre, yaşlı ve fakir bir kadın çöpler arasında parlak bir şey bulur. Bu meğer elmasmış, bulduğu şeyin değerini bilmemiş. Bir kuyumcuya iki tahta kaşık karşılığı vermiş. Tabii elmas meşhur olmuş, adı da Kaşıkçı Elması olmuş. Ekliyor yazar: “Kadın yaşamında bulup bulabileceği en değerli şeyi çok ucuza satmış. Bizler de yaşamımızı, bu dünyada bulup bulabileceğimiz en değerli şeyimizi yaşamımızı satmıyor muyuz? Yaşamını satanlarımız yok mu? Elması bulan kadının saf olduğunu, zarar ettiğini düşünüyoruz, onun adına üzülüyoruz. Ancak mutsuz olan biziz kadın mutluydu. Muhtemelen kaşıkları aldığında sevinmişti.. Yaşam fırça darbelerinden oluşan resimler gibi anlık duygulardan oluşur. Kadın mutlu oldu, o an kutsaldır… Bu dünyada elinde kalan gerçekten ona ait olan tek şey o andaki mutluluğudur…”

YİĞİT ÖZGÜRÜN DELİSİ :
Yazar, Yiğit özgür’ün bir karikatürünü yorumluyor: Kafasında hunisiyle bir deli, gözünü yerdeki papatyaya dikmiş, “ seviyor sevmiyor” diye söylenir… “ Papatya deliyi seviyormuş, ben de seviyorum o deliyi. Çiçekleri koparmayanları, ormanı yok etmeyenleri, hayvanları ve insanları öldürmeyenleri seviyorum. Çiçekleri koparmayanlar, ormanları yok etmeyenler, hayvanları ve insanları öldürmeyenler, yerlerinden yurtlarından etmeyenler yaşama sağlam yerleşirler. Yaşama sağlam yerleşenleri seviyorum.”
Sonuç: “ Altınlar ya da Kaşıkçı Elması’nın dışarıdan görünen ihtişamı önemli değildir. Sizin yaşam içinde hissettikleriniz önemlidir. Başkalarının sizin elinizde gördükleri zenginlikler değil siz içinizde hissettiklerinizle, yaşadığınız mutluluklarla zenginleşirsiniz. Yaşama yerleşirsiniz.”
Yaşamanızın süresini sonsuza kadar uzatamazsınız ama kalitesini ölçüleyecek miktarda artırabilirsiniz. Ömrünüzün uzunluğu önemli değildir,kalitesi önemlidir. Sandalyeden bir gün nasıl olsa kalkacaksınız: Önemli olan huzur içinde oturmanız ve çevrenize huzur vermenizdir
Çevreye, insana, doğaya kısacası dünyaya iyi yerleşmeliyiz hiç değilse toprak olana kadar....
clock12-02-2009, 10:21 PM
Yorum: #7
hikayeler çok güzel mutlu oldugumuz sürece sorun yok bncede







Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle
Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)