Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
Bir Kedinin Pusulası


clock01-02-2016, 03:48 AM
Yorum: #1
Öncelikle merhaba, benim için yayınlamaya karar vermek çok zor oldu ama yeni başladığım bir hikaye ile karşınızdayım. Hikayemin adı "Bir Kedinin Pusulası".

Bu isim ne alaka diyebilirsiniz diye düşünerek açıklamak istiyorum. Kedileri çok seviyor olmam bir tarafa, belki bilirsiniz belki de bilmezseniz ama kediler evlerinden başka bir yere bırakıldıklarında evlerine geri dönebilecek kadar zekidir fakat bu hikayede yolunu kaybetmiş bir kedimiz ve bir de ona yolunu bulması için yardım edecek bir pusulamız olacak o nedenle böyle bir isim seçtim hikayeme.
Sevmeniz ümidiyle...

Not: Hikaye devam ettiği müddetçe o bölümle bağdaştırdığım şarkıları da seçip eklemeye çalışacağım, bakalım nasıl olacak Smile

Mesela bu bölüm için bunu seçtim:



BİR KEDİNİN PUSULASI
"Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen" F. Nietzsche
BÖLÜM 1

Herakleitos'un çok sevdiğim bir sözü vardır; "Her şey akar, hiçbir şey durmaz". Sözün özü ve belki de benim için dışavurumu ise şu; değişmek istemesek de, değişmekten korksak da değişiriz ve her şeye rağmen değişmediğimizi iddia etseler de değişmişizdir.
Bundan 3 sene önceydi, 17 yaşındaydım ve liseyi bitirmek üzereydim. Mezuniyet için sınıfça bir tiyatro gösterisine hazırlanmıştık. Tiyatro gösterisinden bir gün sonra ise benim katılmayacağım ve zaten katılmayı da istemediğim bir mezuniyet partisi yapılacaktı.
Nedendir bilinmez ama matematik öğretmenimiz sanat ile ilgili her şeye âşıktı, tiyatro ve oyunculuk da buna dâhildi. Kendisi sınıfımızın rehber öğretmeni olması dolayısıyla biz de onun arkasından bu sevdanın içerisine sürüklenmiştik. Sürüklenmiştik diyorum ama aslında ben sürüklenmiştim çünkü bunu yapmak istemiyordum, diğer çocuklar buna pek bir sevinmişlerdi, ben ise mutsuzdum. Mutsuzdum çünkü sahneye çıkmak istememekten ziyade çıkamazdım, mutsuzdum çünkü neredeyse hiç arkadaşım yoktu dolayısıyla bütün dört yıllık lise hayatım boyunca çok az insanla iletişimim olmuştu. Bugün bile o çocukların çok acımasız olduğunu düşünüp dururum, hemen hemen hiç kimse özveriyle yaklaşmayı denememişti. Zaten ailem bile bunu denememişken onların bunu yapması da az biraz garip olurdu.
Rehber öğretmenimiz beni kabuğumdan çıkartmak için oldukça hevesliydi ve hiçbir zaman bu çabasından vazgeçmedi. O bana yaklaştıkça ben onu itmeye çalışmıştım ama bir gün itmenin anlamsız olduğunu çünkü ben ne yaparsam yapayım Canan hocanın benden vazgeçmeyeceğini anladım. Aslında benden vaz geçilmesini çok istiyordum çünkü kendimden vazgeçmeyi istiyordum. Sınıfta benden daha sessiz olan kimse var mı diye düşünürdüm bazen ve soruma hayır yanıtını aldığımda iyice içime gömülürdüm. Belki de okulda konuştuğum tek kişi –yetişkin olarak– Canan hocaydı, öteki öğretmenler de bir süre konuşmayı denedikten sonra sıkılmışlardı ve neredeyse sözlü yapacakları zaman bile beni es geçiyorlardı. Ailemi çağırmaları da işe yaramıyordu –çünkü işlerinden vakit ayırıp da gelebilmeleri bile bir lütuftu– o yüzden artık onları da aramıyorlardı. Ben ve iç sesim vardık sadece, böyle yaşamaya alışmıştık. Başka kimseye de ihtiyacımız yoktu ya da ben bu şekilde kendimi kandırıyordum.
Benim neyim vardı? Benim neyim yoktu ki? Yaralarım vardı ama hiçbir zaman kabuk bağlayamayan, sürekli kanayan yaralarım vardı. Acılarım vardı, annesi ve babası olmasına rağmen acıları kendi başına üstlenmek zorunda kalmış bir çocukluğum, soğumaya çalışmaktan bıkmış kırık bir kalbim, yitik hayallerim, kırılmış ve parçalanmış, kimse tarafından tamir edilmemiş oyuncaklarım vardı. Ellerim küçüktü ama ellerim ile karşılaştırıldığında büyük olan kalbimi evin içindeki fırtınalar darmaduman etmişti. Kalbimin tuzla buz olmuş parçaları ise arayamayacağım kadar uzak yerlere rastgele dağılmışlardı.
Babam büyük bir şirkette sürekli çalışması gereken bir genel müdür, annem ise amaçlarının ne olduğunu bile anlayamadığım bir dernekte başkanlık yapan bir kadındı. Açıkçası beni doğurmayı neden seçmişti onu bile anlayamıyordum. Babam, korunmaya ihtiyaç duyduğum yaşlarda şirkete bağlı alışveriş merkezine gelen VIP’ler ve şirketin hissedarlarının çocuklarıyla ilgilenmeyi tercih etmişti. O çocuklar ile konuşmak ona daha ilgi çekici gelmiş olmalıydı ki benimle oturup uzun sohbetler ettiğine dair hiçbir anım yok. Annem dernek toplantılarına koşturmaktan benim okuluma bile gelmezken dadım Saliha bana sahip çıkmıştı. Hayata küsüşümün hikâyesi bu mu bilmiyorum ama bir süre sonra konuşmaktan vazgeçişimin sebebi bu olsa gerek. Hayata karşı kendimi güvensiz hissetmekten yorulmuştum. Akşam yediğimiz yemeklerden –ki o da zorunluluktan– sonra tek kelime etmeden odama çekiliyordum, o kadar sene konuşmadıktan sonra annem ya da babamla konuşmanın hiçbir anlamı ya da faydası yoktu benim için. Benim için birer yabancıdan farkları yoktu. Sorsanız benim için çalıştıklarını söylerlerdi ama bana sorarsanız kendileri için çalışıyorlardı. Bunu anladığımda Sartre’ın tasvir ettiği ama benim farklı anlamlandırdığım o ilk bulantı bulmuştu beni.
Şaşırdınız mı? Sizi sizden daha iyi kimse anlayamaz, nokta.
Korkuyordum işte, konuşmaktan, insanlara güvenmekten… Yaşamaya dair her şey benim için korku nesnesi haline dönüşmüştü. Beni koruyabilecek bir özneye ihtiyacım vardı. Saliha teyze evdeki koruyucumdu ama dış dünyada elle tutulur –bir kişi hariç– kimsem yoktu, iç dünyamda da keza öyle. Beni benden başka kimse anlayamazdı, bunu anlamış ve kabullenmiştim ama yine de içimde ufacık bir umut kırıntısı vardı. İşte o var olanlardan yitip giden her umut taneciğim ise, 12 yaşımdayken boy göstermeye başlayan sosyal fobimi daha da körüklüyordu. 12 yaşımdan öncesini hatırlayamamam da diğer bir problemdi. Gerçi ilkokul arkadaşlarımla görüşmeyi kestiğim için hatırlayamadığım anıların da pek bir önemi yoktu. Bir anda içime çekildiğimden, onlarla artık eskisi kadar konuşmadığımdan ötürü önceleri bana sitem etmişlerdi ama sonrasında o çocuklar da çabuk unutmuşlardı beni. Onlar bıraktıkça ben iyice eski benliğimi yitirmiştim sanki. Böylece seneler geçti, dönme dolap yapması gerektiği gibi kendi yörüngesinde döndü ve değişebileceği kadar değişti. Bazen hızlı, bazen de yavaş döndü. Ve o gün, sahneye çıkmam gereken o saçma günde dönme dolap birden bire durdu.
Hemen tasalanmayın, belki bir gün gelip birisi sizin için çalıştırır onu. Zaten bu yüzden durmazlar mı? Bozulduklarında sessiz sedasız yardım isterler ve onlar için mutlaka birileri gelir çünkü dönme dolaplar sayesinde insanlar hoş vakit geçirirler, bu yüzden de onların tekrar hayata dönmeleri gerekir.
Canan hoca ne kadar da ısrar etmişti o sahneye çıkmam için. Onu kırmamak adına zor bela kabul etmiştim ricasını –Allah’tan fazla diyaloğu olmayan küçük bir rolüm vardı–. Fobimi üzerine giderek yenebileceğimi düşünüyordu Canan hocam, mümkün olduğu kadar evime gelmiyordu ve beni dışardaki bir kafeye çağırıyordu. Çoğu zaman çağırdığı yerlere gidemiyordum çünkü kalabalık bir ortama girmek sırtımdan soğuk terlerin boşalmasına aynı zamanda aniden ateşimin yükselmesine sebep oluyordu. Sahne günü yaklaştıkça korkumun üzerine gitmeyi öğrenmeye başlamıştım. Çok fazla geleni gideni olmayan kafelerde buluşmak bu korkuyu yenmek adına bana ümit vermişti ama sahneye çıkmanın bunun kat be katı olacağını düşünememiştim. Canan hoca fobimin altında yatan sebebin sadece zayıf aile bağlarım olduğunu düşünüyordu ama onunla bu kadar yakın olmamıza rağmen ona 12 yaşımdan öncesini tam anlamıyla hatırlayamadığımı söyleyememiştim. Hatırlayamıyor olduğumun düşüncesi bile beni sinir etmeye yetiyordu.
Sahneye çıkacaktık, oyunun başlamasına çok az kalmıştı. “Ekin” dedi arkamdan bir ses ve hemen başımı çevirip o yöne doğru baktım.
clock01-02-2016, 04:09 AM
Yorum: #2
hikayende müthiş bir yalnızlık sezdim abla.Ekin'in yalnızlığından çok yazan kişinkini. Yalnızsındır ya da değilsindir bilmiyorum ama yalnızlık duygusu içime işledi. Korkmadan yazmalısın ki yazdıkların daha güzel olsun Smile diğer bölümleri bekliyorum
clock01-02-2016, 04:14 AM
Yorum: #3
Müziği dinleyerek hikayeni okudum. istemsiz bi şekildee duygulandımmm okurkennn
okuduğum Hikayelere benzemiyor pekk basit değil dili edebi bi dili var sevdim ya!!!
hele ki " kimse tarafından tamir edilmemiş oyuncaklarım vardı" şu lafı çok sevdim
ben hikayelerin ilk bölümünü okur sevmessem devam etmeyen biriyim KT de 2 kişinin yazılarını tek beğeniyom ama sende bi ışık var yanii kitap okuyan birinin yazdığı belli...
umarım Hikayenin devamı gelir okumayı çok isterimm.. emeğine sağlık.. beğenmeseydim açık açık söyleyecektim de hahahaha ama beğendim yaa!! şaşkınımCool
clock01-02-2016, 04:15 AM
Yorum: #4
Tabii ki herkes bunu dönem dönem hisseder ama ben sadece Ekin'in yalnızlığını net bir şekilde hissettirmek istemiştim Hilalcim yani hikayedeki Ekin ben değilim, onu belirtmek isterim Smile Teşekkürler yorum için Smile
clock01-02-2016, 04:17 AM
Yorum: #5
Teşekkür ederim Masal, hoşuna gittiği için memnun oldum Smile
clock01-02-2016, 04:43 AM
Yorum: #6
(01-02-2016 04:37 AM)GoodLuck Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  
(01-02-2016 04:14 AM)MaSaL-KT Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  Müziği dinleyerek hikayeni okudum. istemsiz bi şekildee duygulandımmm okurkennn
okuduğum Hikayelere benzemiyor pekk basit değil dili edebi bi dili var sevdim ya!!!
hele ki " kimse tarafından tamir edilmemiş oyuncaklarım vardı" şu lafı çok sevdim
ben hikayelerin ilk bölümünü okur sevmessem devam etmeyen biriyim KT de 2 kişinin yazılarını tek beğeniyom ama sende bi ışık var yanii kitap okuyan birinin yazdığı belli...
umarım Hikayenin devamı gelir okumayı çok isterimm.. emeğine sağlık.. beğenmeseydim açık açık söyleyecektim de hahahaha ama beğendim yaa!! şaşkınımCool

Masal beğenmesen iyiydi kusucak Yine de bir takipçisi de ben olacağım bu hikayenin Cool
Dediğini uyguluyorum ve alıntı yaparak cevap veriyorum Big Grin Masal da beğensin, sen de beğen, ben de teşekkür edeyim Smile
clock01-02-2016, 05:13 AM
Yorum: #7
(01-02-2016 04:37 AM)GoodLuck Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  
(01-02-2016 04:14 AM)MaSaL-KT Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  Müziği dinleyerek hikayeni okudum. istemsiz bi şekildee duygulandımmm okurkennn
okuduğum Hikayelere benzemiyor pekk basit değil dili edebi bi dili var sevdim ya!!!
hele ki " kimse tarafından tamir edilmemiş oyuncaklarım vardı" şu lafı çok sevdim
ben hikayelerin ilk bölümünü okur sevmessem devam etmeyen biriyim KT de 2 kişinin yazılarını tek beğeniyom ama sende bi ışık var yanii kitap okuyan birinin yazdığı belli...
umarım Hikayenin devamı gelir okumayı çok isterimm.. emeğine sağlık.. beğenmeseydim açık açık söyleyecektim de hahahaha ama beğendim yaa!! şaşkınımCool

Masal beğenmesen iyiydi kusucak Yine de bir takipçisi de ben olacağım bu hikayenin Cool
Asıl sen beğenme, ilk ben beğendim yaa!!! goo joo Cool
clock01-02-2016, 06:16 PM
Yorum: #8
Umarim ekin kadar yalniz degilsin. Hikayeni cok begendim umarim yeni bolumu yakinda yazarsin. Ellerine saglik yeni bolumu merakla bekleyecegimBig Grin
clock01-02-2016, 06:17 PM
Yorum: #9
(01-02-2016 05:13 AM)MaSaL-KT Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  
(01-02-2016 04:37 AM)GoodLuck Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  
(01-02-2016 04:14 AM)MaSaL-KT Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  Müziği dinleyerek hikayeni okudum. istemsiz bi şekildee duygulandımmm okurkennn
okuduğum Hikayelere benzemiyor pekk basit değil dili edebi bi dili var sevdim ya!!!
hele ki " kimse tarafından tamir edilmemiş oyuncaklarım vardı" şu lafı çok sevdim
ben hikayelerin ilk bölümünü okur sevmessem devam etmeyen biriyim KT de 2 kişinin yazılarını tek beğeniyom ama sende bi ışık var yanii kitap okuyan birinin yazdığı belli...
umarım Hikayenin devamı gelir okumayı çok isterimm.. emeğine sağlık.. beğenmeseydim açık açık söyleyecektim de hahahaha ama beğendim yaa!! şaşkınımCool

Masal beğenmesen iyiydi kusucak Yine de bir takipçisi de ben olacağım bu hikayenin Cool
Asıl sen beğenme, ilk ben beğendim yaa!!! goo joo Cool
Gojo masal kkk ben ilk takipciyim artik kkk
clock01-02-2016, 07:23 PM
Yorum: #10
(01-02-2016 06:16 PM)duru(oppası jung il woo) Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  Umarim ekin kadar yalniz degilsin. Hikayeni cok begendim umarim yeni bolumu yakinda yazarsin. Ellerine saglik yeni bolumu merakla bekleyecegimBig Grin

Yorum için teşekkürler canım Smile




[-]
Hızlı Cevap
Konu




İfadeler
:) :s :huh:
;) :cool: :D
:P :angel: =[]
=# :{} :(
[Daha fazla göster]




Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle
Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)