Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
Büyük annemin kırmızı koltuğu


clock11-25-2010, 05:15 AM
Yorum: #1
Bu konu en son: 11-25-2010 tarihinde, saat: 07:22 AM düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: love_korea
[Resim: koltuk1.jpg]

Masmavi bir gökyüzü...
Uçan martıların sesi, denizin hırçın dalgalarının sesine karışıyor muhteşem bir ahenk oluşturuyor. çıplak ayaklarımı sımsıcak kumsala sıkı sıkı basarak ayaklarımdan başlayarak bütün bedenimi ıstıyorum. Güneş batmak üzere, yüzümde hafif bir gülümseme. Gözlerimi kapatıyorum ve temiz havayı içime çekiyorum.
Gözlerimi açtığımda yine büyük annemin odasında büyük kırmızı koltuğun üstünde uyuyakalmış olarak buldum kendimi. Sıcaklığın etkisiyle mayışmış gözlerimi ellerimle ovaladım ve etrafa bakınmaya başladım. Belkide bir milyon defa gördüğüm bu eşyaları tekrar incelemeye başladım. Büyük annemin eski ahşap kütüphanesi ve içindeki tozlu kitapları raflarında öylece duruyor. Yıpranmış kaplarından arada sarı sayfalar gözüküyordu. Kütüphaneye gülümsedim.
Şöminede yanan odunun çıtırtısı, Çalan taş plağın cızırtısına eşlik ediyor. Çalan senfoniye ayrı bir güzellik katıyordu. Hele sarı güllerin kokusu beni alıp başka diyarlara götürüyordu. Ayağa kalktım. Ahşap yerde ayaklarımın çıkardığı seslerle senfoniye uyum sağlamaya çalıştım. Yavaş yavaş etrafımda dönüyor bembeyaz geceliğimin eteğini uçurmaya çalışıyordum. Güneşin doğmak üzere olduğunu farkettim. Hızlı adımlarla pencereye doğru yürüdüm ve açtım. Pencerenin pervazına oturup ayaklarımı dışarıya doğru sarkıttım. Güneşin doğuşunu izlemek için harika bir mekandı burası. Küçükken büyük annem kırmızı koltukta oturur masallar anlatırdı. Bende onun dizinin önünde kıvrılır sakin sakin onu dinlerdim. Büyük annemi o kadar özlüyorumki. O öleli daha 2 yıl olmamasına rağmen annem babam hepsi büyükannemi unuttu. Bu bana daha çok acı veriyor, acıma acı katıyordu. Büyük annemi düşünürken hep bir damla gözyaşı süzülür yanağımdan ama hiç ağlamam. Çünkü biliyorum ki eğer ağlarsam büyük annem üzülecek güçsüz olduğumu düşünücek. Büyük annem hep şöyle derdi bana "Sakın ağlama göz yaşların aksada ağlama çünkü ağlamak çaresizlerin lüksüdür biz çaresiz değiliz."Bu sözler aklıma öyle bir kazınmışki hayatım boyunca ağladığımı hatırlamam. Ağlamak çaresizlerin lüksüdür eğer bir gün çok çaresiz kalırsam bu lüksü tadarım. Bunun dışında büyük annemin sözünden çıkmaya niyetim yok.
Ben büyük annemle ilgili düşler kurmaya devam ederken kapı açıldı. Kapının açılma gıcırtısı bile güzeldi. Hiç dönüp bakmadım, gelen annemdi.
---- Bu saatte ayakta ne yapıyorsun. Sana kaç kere dedim kızım bu odaya girme diye. Kilitlersem bir daha hayatta giremezsin ona göre.
Sakince nefes alıp gün doğumunu izlemeye devam ettim. Ağzımdan kelimeler dökülmeden önce hep iki kere düşünürüm çünkü büyük annem öyle derdi "İki kere düşünmekten çekinme hızlı cevap vermek marifet değil doğru cevap vermek marifettir. Bu sözleri büyük annemin sesiyle beynimde gezdiriyorum.
---- Büyük annemi yaşatıyorum anneciğim. Büyük annem gün doğumunu sever, sarı gülleri sever, beyaz rengini sever, müzik dinlemeyi sever, kırmızı koltuğunu sever. Büyük annemi yaşatıyorum. Siz ne derseniz deyin ben onu yaşatacağım. Annem kırılgan kollarıyla boynuma sarıldı.
----Ah benim güzel kızım. Sana kızamıyorum bile. dedi saçlarımdan öpüp odadan çıktı.
clock11-25-2010, 05:15 AM
Yorum: #2
ilk bölüm hayırlı olsun inşallah beğenirsiniz Big Grin
clock11-25-2010, 07:12 AM
Yorum: #3
Bu konu en son: 11-25-2010 tarihinde, saat: 07:19 AM düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: love_korea
[Resim: koltuk1.jpg]
Okul zili çoktan çalmış koşa koşa ikinci zile yetişmeye çalışıyordum. Bütün bir gece doğru düzgün uyuyamadığım için geç kalkmıştım. Sınıfa girmeden önce nöbetçi öğretmenle karşılaştım Sevimli suratında hafif bir gülümsemeyle
---Çabuk ol çabuk ol dedi. Bende ona güldüm ve direk sınıfa daldım. Neyseki yetişmiştim. Öğretmenler zili olan ikinci zil daha çalmamıştı.Çabucak sırama oturup kitaplarımı açtım. Ders matematikti. Matematiği seven sınıftaki tek öğrenci olduğum için derse hazırlık safhasında bütün gözler hep benim üzerimde olur. Her zamanki gibi bu bakışlar altında defterimi çıkartıp, suskun suskun oturdum. Hiç arkadaşım olmadığı için konuşabileceğim birşeyde yoktu. Bazen hiç bir şey söylemeden eve geldiğim olur. Annem şikayetçidir bu konuda ama ben değilim. Büyük annemi dinliyorum yine " En iyi arkadaşın kendin olsun."derdi hep bana.
Öğretmen içeri girdi. Acelece yoklama aldı ve tekrar çıktı. Sınıfı bir mırıltı aldı. Açık açık söylemesemde bende merak ediyordum. Öğretmen tekrar döndüğünde yanında bir çocukla geldi. Siyah bir kapşon gözlerine kadar kapatmış. Uzun boylu esmer bir çocuk öğretmenin yanında dikiliyordu. Öğretmen konuşmaya başladı:
---Evet arkadaşlar bu yeni arkadaşınız Kim jin min. Güney koreden geldi ve türkçe konuşmakta zorluk çekiyor. Arkadaşınıza yardım edin ve onu farklı bir ülkeden geldiği için yalnız bırakmayın. Kim jin min istediğin bir yer varmı? Dedi. Her zamanki gibi hiç ilgilenmeden defterimi karalamaya devam ettim. Nasıl olsa benimle arkadaş olmak istemiyecektir. Ama elimde olmadan alttan alttan bakıyordum. Çocuk etrafı baştan aşağı süzdü. Sınıftaki kızlar yavaş yavaş çok yakışıklı gibi mırıltılara başlamıştı. Yusuf çocuğa gel işareti yapıyor çocuk oralı olmuyordu. Sedef sessizliği bozdu.
---Kim jin min benim yanıma gelebilirsin.dedi ve diğer kızlara havalı bir bakış attı. İçimden kıs kıs güldüm. Sedefin üstüne erkeklere atlamak konusunda başka biri yoktur. Çocuk kafasını öğretmene doğru çevirdi ve daha sonra parmağıyla beni işaret etti.
---Onun yanına geçmek istiyorum. Komik aksanı ona ayrı bir tatlılık katıyordu. Kalbim heyecadan yerinden çıkacak gibi oldu. İlk defa biri benimle oturmak istiyordu. bu alışılmadık durum karşısında nasıl davranacağımı şaşırdım. Öğretmen başını sallayarak onyladı. Hızlı adımlarla gelip yanıma oturdu. Nasıl davranacağımı bilmiyordum. Her zamanki gibi yapmaya devam ettim. Susdum. Konuşacak birşey bulamadım. Dersin sonuna kadar hiç birşey konuşmadan öylece dersi dinledik. Zil çaldı. Öğretmen sınıftan çıkar çıkmaz bütün ahali başımıza toplandı. Kızlar süzüyor, göz kırpıyordu ama hiç biri karşılık alamadı. Bu surada bizde onlar etrafımızda saf saf otururken aklıma yine büyük annem geldi. Bana şöyle derdi. "Sevgili torunum Peri şu kırmızı koltuğa bakınca aklına hep şu kelime gelsin huimihan bic" O anda ilk aklıma gelen şey oydu. Huimihan bic korecede pırıltı demektir. Tek bildiğim kelimeydi. Büyük babam kore savaşında ölmeden önce büyük anneme yazdığı bir mektupta bu kelimeden bahsetmiş. Büyük annemde bunu bana söylemişti. Çocuğa baktım. Heyecandan kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Kulağına doğru eğildim ve kelimeyi fısıldadım.
---Huimihan bic
Çocuk bana baktı ve gülümsedi. O zaman gözlerindeki sıcaklığı hissettim.İçini ıstan sıcaklığı. Büyük annem kırmızı koltuğunda oturup her zaman sıcaklığı düşlerdi. Bende onu izleyip düşlemeye çalışırdım. Şimdi o sıcaklığı düşümde değil kalbimde hissediyorum.
clock11-25-2010, 01:41 PM
Yorum: #4
ilk bölüm hayırlı olsun zeynep bu yazının geleceği parlak görünüyor emeğine sağlık Smile
clock11-25-2010, 02:56 PM
Yorum: #5
[b]Çok güzel olmuş eline sağlık...Smile
clock11-25-2010, 02:59 PM
Yorum: #6
Çok güzel olmuş ...
clock11-25-2010, 08:43 PM
Yorum: #7
çok teşekkür ederim arkadaşlarım 2. bölümde hazır 3. böülm inşallah bu gece beğenmenize sevindim Big Grin
clock11-25-2010, 09:21 PM
Yorum: #8
cnm sabırsızlıkla bekliyorum çok güzel olmuşSmile
clock11-25-2010, 09:31 PM
Yorum: #9
ellerine sağlık çok güzel olmuş Smile
clock11-26-2010, 02:00 AM
Yorum: #10
zeynep çok hoş olmuş canım sevdim..
ellerine sağlık. Smile




[-]
Hızlı Cevap
Konu




İfadeler
:) :s :huh:
;) :cool: :D
:P :angel: =[]
=# :{} :(
[Daha fazla göster]




Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle
Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)