Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
~~ My Love ~~


clock10-26-2014, 01:17 PM
Yorum: #91
Bu bölüm sonlara kadar mikemmel son cümlelere geldiğimde ise hayal kırıklığı olarak gözümün önüne konmuştur Wink Ne yani bu Ji Hye kızımız aşkı sıradan bir oyuncak mı sanıyor sarhoşum üleyn Sad İşte bu kabul edilemez alıcam elime kızılcık sopasını dövecem bu kızı Big Grin !!! Jae Wook'un katil olduğunu biliyodum he he Big Grin Ama durumun vahim tarafı şudur ki neden bunu yapmak zorunda olduğunu hissetmiş sanki Sad aslına bakarsan fena çocukta değildi yaa !! Bu kız var ya tam dayaklık aklıma geldikçe sen mis gibi Min Woo yu bırakmayı nasıl düşünürsün yaa, tüylerim diken oldu arkideş Big Grin kedi gibi tırmalarım bu kızı şok sarhoşum üleyn işin özün yorumun özeti hikayen güzel gidiyor.. Yeni bölümünle bizleri buluşturana dek hoşcakal diyor, nokta mı atıyorum Big Grin ......... Evet attım da zaten. @edakorea
clock10-26-2014, 01:22 PM
Yorum: #92
Dimi ama beni de gıcık ettiii sarhoşum üleyn Nereden biliyorduun o.O Evet, neden böyle yapmak zorunda kaldığını ileriki bölümlerde göreceğiz Wink Tabii yazacak vakit + ilham gelirse kusucak Teşekkür ederim, yeni bölümü bekleyiin Big Grin @Sarangsoo
clock10-26-2014, 01:41 PM
Yorum: #93
Nereden mi biliyordum hikayenin gidişatı onu gösteriyordu.. Dur sana açıklayayım Smile Varan 1- Jae Wok tüm olay örgüsünün içinde ji hye'ye en yakın görünmeye çalışan kişiydi ki bu durum yaptığı bir hatayı şayet telafi edebilirsem diye yapılan yakınlaşmadır ki genelde bu tür vakalar da görülür.. Varan 2 Ben yazdığım her yorumla seni Jae wook'un katil olması için alt alta yönlerdim ki buna subliminal mesaj denir ben bunu her zaman yaparım Big Grin! Varan 3 - Babasının ise katil olamıyacak kadar artısı vardı ki onu katil olarak hiç düşünmedim.. Annalerinin ölümünden sonra babalarının onların üzerine fazla düşmesi onlara olan şefkatini gösterir ki bu da ayrı bir yorum sebebidir.. Sonuç olarak Jea eok katildir ve bir katil her ne sebebten olursa olsun katildir. Ama unutulmaması gerekilen bir nokta da vardı katil de olsa o da bir insan ki vicdan azabı çekmeye başlaması an meseledir.. Görüşmek üzere der nokta mı atarım Big Grin
clock10-26-2014, 02:41 PM
Yorum: #94
Vay vay vaay abime bak seeen Big Grin Subliminal mesaj ha! Big Grin Ama şöyle bişi var ki ben buna ilk hikayeye başladığım an karar vermiştim büyük gülüş Ama zekana hayran kaldığımı da söylemeliyim Rolleyes
clock11-08-2014, 01:44 PM
Yorum: #95
sen beni kalpten götürecen kesin bu nasıl sondu. lütfen yeni bölümü bir an önce yükleConfusedTongueAngel
clock11-08-2014, 04:07 PM
Yorum: #96
Çok teşekkür ederiiim okuduğun için Smile Ben de öyle yapmayı düşünüyorum Big Grin
clock11-22-2014, 04:48 PM
Yorum: #97
Haftaya önemli bir sınava gireceğim için hikayeyi biraz daha geciktiriyorum. Ama haftaya sınavdan sonra yayınlamayı düşünüyorum. Takipte kalın ^^


clock11-22-2014, 04:49 PM
Yorum: #98
Haftaya önemli bir sınava gireceğim için hikayeyi biraz daha geciktiriyorum. Ama haftaya sınavdan sonra yayınlamayı düşünüyorum. Takipte kalın ^^


clock12-06-2014, 04:23 PM
Yorum: #99
*10.Bölüm*

Ji Hye odasına yeni gelmişti. Hava soğuktu, ısınmak için hızlıca içeri girdi. En azından odası sıcaktı. Kaloriferin yanına çömeldi. Elleriyle kollarını sıvazladı. Yine aklında Min Woo vardı. “Anne, ne yapmalıyım?” dedi kendi kendine. Birini derinden sevmek, aslında sevememek… Gözlerinden yaşlar akıyordu.
Aynanın karşısına geçti. Elini, yüzündeki Min Woo’nun pansuman yaptığı yaraların üstünde gezdirdi.
O sırada telefonu çaldı. “Ji Sun’ım <3” yazısını görünce hemen boğazını temizleyip telefonu cevapladı.
“Alo Ji Sun! Ay özlemişim seni, bak ne diye—“
“Neden söylemedin?”
“Neyi?”
“Jae Wook meselesini. Hani birbirimizden hiçbir şey saklamayacaktık? Hani birbirimize güvenimiz sonsuz olacaktı?”
“Ah… Ji Sun emin ol, bunu kasıtlı yapmadım.”
“Üzerinde baya zaman geçmiş zaten. Unutmuş olmalısın!!”
“Ji Sun… Böyle yapma.. Sen de biliyorsun ki—“
“Ben bir şey bilmiyorum abla! Hiçbir şey bilmiyormuşum!” dedi ve telefonu kapattı.
Ji Hye hemen üstüne ceketini alıp koşmaya başladı.

Ji Sun’ın evine geldiğinde evde kimse yoktu. Hemen Julie’yi aradı. O da açmayınca bir daha Ji Sun’ı aramaya başladı. Bir yandan da karakola doğru koşuyordu.
Karakola vardığında Julie’nin ağlayışları ve Ji Sun’ın bağırışlarıyla karşılaştı.
Jae Wook’la konuşuyorlardı.
Ji Hye telefonunu cebine koymuş, bu manzarayı izlerken üvey annesi bir hışımla yanına geldi.
“Sen ihbar ettin değil mi! Yıllardır ‘abi’ dediğin adama nasıl böyle ihanet edebilirsin!”
“Ah kusura bakmayın (!), annemi öldüren adamı ihbar ettim. Gerçekten hata ettim! Affedin (!)”
“Ne saçmalıyorsun sen? İftira! Benim oğlum öyle şey yapmaz!”
“Kanıtları göstermem mi gerekiyor illa ki!”

O sırada polislerin kolları arasında ilerleyen Jae Wook yanlarından geçti. “Oh?”
İkisi de şaşırmıştı. Ji Hye’nin arkasından Ji Sun “Abla!” diye bağırdı.
Ji Hye arkasını döndüğünde gözü yaşlı kendini bekliyordu. Hemen yanına gitti, sımsıkı sarıldı.
“İyi misin? Gerçekten özür dilerim. Sana söylemeliydim.”
Ji Sun da ablasına sarıldı “Ah, hayır! Boş ver saçmaladım ben de. Bir an şok olmuştum sadece. Yalnız…”
“N’oldu?” dedi kendini geri çekerek.
“Jae Wook oppa şimdi açıklama yapacak. Gerçekleri söyleyecekmiş”
“Buna… Hazır mı?”
“Öyle olsa gerek. Julie’yi gördükten sonra fikri değişmiş olmalı”
“Sahi, Julie nerde?”
“İçeride. Biraz fenalaştı da, dinleniyor”
“Onun için de çok zor olmuş olmalı.”
“Abla” dedi Ji Sun, sonra kendilerini dinleyen üvey annesine bakınca “Biraz dışarı çıkalım mı?”
dedi.
Ji Hye “Olur..”
Dışarı çıkınca Ji Sun “Bence Jae Wook oppanın bunu yapmak için sebepleri olmalı. Hem sırf kendisi bu suçu işlememiştir bence”
“Bende öyle düşündüm ilk önce. Ama sonra… Sonra Min Woo bana neden ona hala bu kadar çok güvendiğimi sordu. Haklıydı, Ji Sun. Neden ona güveniyoruz ki? İşin iç yüzünü bilemeyiz. Ve böylece bağlanmak… Artık ona güvenemem.”
“Mantıklı bir açıklaması vardır belki…”
“Yarın öğreniriz. Hadi şimdi gidelim”
“Ben Julie’yle ilgileneceğim. Onu bu kadına bırakamam ya!”
“Birlikte onunla eve mi gitsek?”
“Bu gece burada kalmak isteyecektir. Bende onunla kalacağım. Seni ararım ben”

Ji Hye ‘Emin misin?’ bakışı atınca Ji Sun “Endişelenme. Kendi başımın çaresine bakabilecek yaşa geldim.” Dedi gülümseyerek.
“Gidiyorum o zaman?”
“Güle güle!”
“Julie’yi görse miydim?”
“Şimdi biraz dinlensin abla, ben iyi olunca seni ararım”
“Tamam. Görüşürüz”


Ji Hye yürüyerek yurdun önüne geldiğinde Min Woo da oradaydı.
Tam burada ne işi olduğunu soracakken Min Woo önce davrandı “Ooo hanımefendi, hoş geldiniz! Erken geldiniz (!)”
Ji Hye “Beni mi bekledin?” dedi dolu gözleriyle Min Woo’ya bakarken.
Min Woo gözlerini kaçırarak “Ah, ne alakası var canım!”
“Yalancı”
diye söylendi Ji Hye. Tam yurda girecekken Min Woo kolunu tuttu ve “Neredeydin?”
“Beni beklemiyormuşsun, neden sana söyleyeyim ki?!”
“Ayh! Tamam, seni bekliyordum.”

Ji Hye gülümsedi. “Ahh biliyor musun çok yoruldum. Neden içeri girmiyoruz?”
“Ya!”
“Karakoldaydım”
“Ne? Neden?”
“Julie… Jae Wook olayını öğrenmiş. Bir de kardeşim tabii.”
“Neden beni çağırmadın!”
“Aish! Aceleyle çıktım. Neyse ben gidiyorum”

Ji Hye yürümeye başlayınca Min Woo “Ya! Birlikte gidelim” diye peşinden koşmaya başladı.
Ji Hye içeri girerken Min Woo “Ji Hye sshi”
“Ya! Sussana!” diye kızmaya başladı.
“Ne?”
Arkasından kapı açılmak üzereyken Ji Hye Min Woo’nun kolundan tuttu ve kendi odasına götürdü.
“Ya! Sen ne yapıyorsun?! Az kalsın, anlayacaktı!”
“Neyi? Ne yaptım ki?”
“Ji Hye de kimmiş!”
“Ah… Üzgünüm… Seni Jun Su olarak göremediğim içindir belki, Ji Hye’yi özlediğim içindir…”

Ji Hye bir an durdu, sonra boğazını temizledi ve “Ne demek istiyorsun? Okula Ji Hye olduğumu mu açıklayayım? Ne? Böyle bir düşüncen varsa gerçekten saçma. Mezun olana kadar…” gözlerini kaçırarak “Mezun olana kadar erkek olarak burada okuyacağım sonuçta”
“Emin misin? Bunu… Gerçekten istiyor musun?”
“Ah… Her neyse! Şimdi uyumak istiyorum”
“Şimdi de beni mi kovuyorsun? Ah! İyi! Ben de çok meraklı değildim!!”
dedi ve çıktı.
Çıkmasıyla girmesi bir oldu.
“Ah… Ji-Jun Su shiii”
“Ne oldu?”
“Anahtarımı bulamıyorum” dedi ve yaramaz çocuk sırıtışını suratını yerleştirdi.
“Kapıyı çal o zaman”
“Aish! Delirdin mi?”
“Neden?”
“Benimki gibi oda arkadaşın yok tabii, bilmezsin!”
“Korkuyor musun?” dedi ve gülmeye başladı Ji Hye.
Min Woo “Ya! Saçmalama! Ne korkması! İstesem bir daha odamda kalamaz!”
“Eee o zaman?”
“Ama işte..”
“İşte ne?” Ji Hye gülerek Min Woo’nun omzunu sıvazladı ve “Yalan söyleyipte kendini daha çok rezil etme bari.”
“Jun Su! Ne kötü arkadaşsın! İyi be gidiyorum!”
“İnşallah”

Min Woo sinirle cebinden anahtarını çıkardı ve içeri girdi. “Aish! Bu kızlar niye böyle ki?”
Oda arkadaşı yatağından başını uzatıp “Ooo, kız arkadaş, ha?” diye çapkınca gülmeye başladı.
“Eyh! Ne kız arkadaşından bahsediyorsun?”
“Hadi hadi, yeme beni!” dedi ve sırıtmaya devam etti. “En iyisi bir randevudur! Birlikte geçirebileceğiniz güzel zamanlar, ayrıca gelecek için de güzel hatıralar… Ah… Değerimi bilselerdi şu kızlar…”
O böyle söylenirken Min Woo bu fikri gözüne kestirmişti. “Randevu…”
Hemen yatağına girip planlamaya başladı.

Ji Sun’la Julie gecenin bir yarısı eve dönebilmişlerdi.
Julie hala olayın şokunu atlatamamış, eski neşeli halinden eser kalmamıştı.
Ji Sun Julie’nin omzuna kolunu attı ve “Güzel bir yemeğe ne dersin! Uzun zamandır seninle, ramen + dizi keyfi yapmıyoruz. Immm dolapta ramen olmalı… kokusunu alıyorum… Hmmm işte burada!” dedi ve birlikte yavaş yavaş yürüdükleri mutfaktaki beyaz buzdolabını açtı ve iki paket ramen çıkardı.
Julie gözyaşlarını sildi ve “Yorgunum… Belki sonra..” diyerek odasına girdi.
Ji Sun “Ah… Dilim tutulaydı da söylemeyeydim!” dedi ve fikir üretmeye başladı.
Ne yaparsa Julie’yi mutlu edebilirdi? Şu an için değil belki ama yavaş yavaş Hyun Jo’yla aralarını da yapmaya başlamalıydı.
Şu an ne yapabilirdi?

Birçok kez Julie’nin odasına yepyeni fikirlerle girmiş ve aynı anda geri çıkmıştı. En sonunda pes edip yatağına girmişti.
Şeytani fikirlerini de yanında götürmüş olmalı ki Hyun Jo’ya da, Julie’ye de bir mesaj çekiverdi.
“Hyun Jo oppa, yarın bizim oradaki restoranda buluşalım mı? Hem senin bana bir şeyler ısmarlaman gerek, borcunu unuttun mu? Kkkk mutlaka gel! ^^”
“Julie..! Bugünlük seni rahat bırakmış olabilirim ama yarın seni bırakacağımı sanıyorsan yanılıyorsun! Yarın restorana gidip güzzell bir yemek yiyoruz ve bu sorunu çözüyoruz. İyi geceler Smile)”
Sonra gülümsedi ve “Siz misiniz inat eden?” dedi.

Sabah olmuştu. Ji Hye’nin dışarı çıkmaya niyeti yoktu. Zaten ne kadar kalmıştı ki gitmesine. Boşuna insanları alıştırmamalıydı.
Eskisi gibi yine sahne performanslarını izlemeye koyuldu ki telefonuna mesaj geldi.
“Hala uyuyor musun? Okula geç kalacaksın! – Min Woo”
O cevap yazamadan bir tane daha geldi ve bir tane daha “Seni düşündüğümden değil, tembelliğini herkes görmesin diye diyorum”
“Gelmiyor musun?! Aşağı insene!”
Buna karşılık Ji Hye cevap yazdı “Ya! Sen beni mi bekliyorsun?!”
“Onu da nereden çıkardın! Aish! Sadece in aşağı!”
“Niye bağırıyorsun ki?!”
“Hanımefendi anca cevap verme zahmetinde bulundu ve hala yerinden kıpırdamıyor! Ne yapmamı beklersin?”
“Kıpırdamadığımı da nereden çıkardın?”
“Geç kalacağız!”
“Ya! Sen gitsene!”
Min Woo kendi kendine “İlla beni yukarı çıkaracaksın yani!” diye söylendikten sonra yukarı doğru koşmaya başladı.
Ji Hye’nin odasının önüne geldiğinde nefes nefeseydi. Kapıyı tıklarken Ji Hye kapıyı açtı ve birden dengesini kaybedip kendisiyle beraber Ji Hye’yi de içeri itti.
“Oh? Giyinmemişsin bile!”
Ji Hye “Ya! Okula gele—“
Min Woo hemen koltuğun üzerindeki formaları Ji Hye’nin eline tutuşturdu ve “Giyin banyoda. Bekliyorum”
Ji Hye tam ağzını açacakken “Süren başladı” dedi ve saatine baktı.

Ji Hye çıkınca birlikte arabaya bindiler ve Min Woo arabayı bir piknik alanının kenarında durdurdu.
Ji Hye “Ya! Hani okula—“
Min Woo Ji Hye ‘Sus’ işareti yaptı ve inip Ji Hye’nin kapısını açtı.
Birlikte yürümeye başladılar. Kuru yaprakların kapladığı yoldan ilerlemeye başladılar. Karşılarında kocaman bir piknik alanı vardı.
Kenarda satıcılar vardı. Kimi piknik için örtü, kimi yiyecek, kimiyse eğlenmek için bir şeyler satıyordu.
Çiftlerle dolu parkın içine girdiler.
Ji Hye “Ya!” diye omzuna vurdu.
“Aç mısın?”
“Hayır” demesiyle karnının guruldaması bir oldu. Min Woo gülerek Ji Hye ve kendisi için yiyecek aldı.
Piknik için masalı banklardan birine oturdular. Ji Hye hemen yemeye başladı. Gerçekten açtı.
Min Woo ona bakıp gülüyordu.

Yemekten sonra bisikletlerin yanına gittiler. Ji Hye “Bisiklet mi?”
“Hmm. Binemiyor musun?”
“Küçükken…”
“Ah… Benim gezime ortak olacak gibi görünüyorsun. İzin vermeli miyim?” diye düşünüyormuş gibi yaparken gülümsemesini saklayamıyordu.
Bisikletlerden birine bindiler. Ji Hye Min Woo’nun tişörtünün kenarından tutuyordu. Min Woo “Bisikletleri sever misin?”
“Pek sayılmaz” bunu söylerken Min Woo biraz hız yapmıştı ve Ji Hye Min Woo’nun beline sarıldı.
Min Woo gülerek “Belli oluyor”
“Ya! Benimle dalga geçmeye mi geldin?!”
“Derin bir nefes al, bu temiz havayı orada bulamazsın”
Bunun üzerine ikisi de derin bir nefes aldılar. Ji Hye aslında halinden memnundu. Min Woo’nun yanında kendini güvende ve mutlu hissediyordu. Ama bu ayrılık… yine bu düşünceyle tüm huzuru kaçmıştı.
Ji Hye etrafını hayranlıkla seyrediyordu.
Min Woo “Nasıl? Çok hoş değil mi? Hadi başka şeyler de yapalım” dedi ve bisikletini hızla park edip turu sona erdirdi.
Bisikletten indiğinde Ji Hye’nin biraz başı döndü ve sendeledi. Min Woo “İyi misin” diye sorduktan sonra Ji Hye’nin elini tuttu.
Kenardaki satıcılardan su aldı ve Ji Hye’yi bir kenara oturtup eline suyu verdi.
Ji Hye biraz içtikten sonra teşekkür etti.
Yürümeye tekrar başladıklarında Ji Hye “Bir dk bir dk, sana elimi tutma hakkını kim verdi?!”
Min Woo sırıtırken Ji Hye ayağına tekme attı ve koşmaya başladı.
Min Woo “Ya!” diyerek bacağını tuttu.
Yakınlardaki bir banka oturdular. Min Woo “Müzik dinlemeyi sever misin?”
“Çok severim”
“Hehe, bisiklet binmekten iyidir. Hem yormaz değil mi?” dedikten sonra cebinden kulaklığını çıkardı ve tekini Ji Hye’nin kulağına, diğerini kendi kulağına taktı.
Min Woo “En sevdiğin şarkı hangisi?”
“En sevdiğim diye bir tür yok, hepsini severim”
“Ne tesadüf bende!” dedi ve gülmeye başladı.
Onlar böyle eğlenirken zaman geçmişti bile, hava kararıyordu. Ayaklanıp yürümeye başlamalarıyla yağmurun yağmaya başlamaları bir olmuştu.
İkisi de birbirine bakıp koşmaya başladılar.
O sırada Ji Hye’nin telefonu çaldı. Ji Hye “Ji Sun?”
“Abla!! Jae Wook oppanın cezası 2 yıla düşmüş!!”
“Ne? Ciddi misin?!”
Min Woo “Ne oldu?” diye sorunca Ji Hye Min Woo’nun boynuna atıldı. “Jae Wook oppanın cezası düşmüş!”

Yurda vardıklarında Ji Hye’nin keyfi nihayet yerine gelmişti. Bunun farkına varan Min Woo bozulmuştu.Ji Hye önde Min Woo arkada yürürken kendi kendine söyleniyordu.
Bir an Ji Hye arkasını döndü, o sırada yanından geçen iki kişiden biri Ji Hye’ye çarpınca Ji Hye dengesini kaybetti ve kendini Min Woo’nun kollarının arasında buldu.
Hemen doğruldu ve boğazını temizledi. Min Woo elini başına koydu. “İ-iyi akşamlar o zaman..”
Hemen odasına girdi. Elini kalbine koydu. Hala acıyordu… Sorun abisi değildi ki… Peki bu insan ne olacaktı? Böyle güzel bir insanı öylece bırakıp nasıl gidecekti ki?
Gözyaşları akmaya başladı.
Birden aklına kolyesi geldi. Sonra Min Woo’nun sözlerini hatırladı.
‘ “Neden burada kalacağım zaman kolye sende kalıyor?” diye sordu Ji Hye.
Kolyeyi cebine atıp “Benden habersiz uzaklara gitme diye” dedi.’
Kolyeyi nasıl alacaktı? Kolye onun için çok değerliydi…
Öğretmeninin “Kimsenin haberi olmadan hazırlan” dediği aklına gelince ofladı ve saçlarını karıştırdı.

Sabah olduğunda yatağında yatıyordu sadece. Gözlerini tavana dikmişti. Birkaç saat sonra kapı çalındı.
Okul saati olduğu için şaşırmıştı, kim olabilir ki diye düşündü ve kapıyı açtı şaşkınca.
Karşısında gayet ciddi bir şekilde Min Woo’yu görünce “Ne-ne oldu?” diye sordu tereddüt ederek.
Min Woo içeri girdi ve hızla kapıyı çarptı.
Cebinden Ji Hye’nin kolyesini çıkardı. “Senin gibi sadece kendini düşünen bir bencile ihtiyacım yok! Canın sıkıldığında oynayacağın ve işin bittiğinde bir kenara atabileceğin bir oyuncağın değilim ben!” dedi ve kolyeyi Ji Hye’nin eline tutuşturup kapıyı çarptı ve odadan çıktı.
Ji Hye sadece gözyaşlarıyla elindeki kolyeye bakakalmıştı.

*10.Bölümün Sonu*
Yazar: Edakorea
“Bu kadar geç kaldığım için özür dilerim Confused

clock12-06-2014, 04:32 PM
Yorum: #100
Eda'm onuncu bölüm olsa okudum ve üslubuna bayıldım. Ee editörümün elinden bir hikaye çıkarsa böyle güzel çıkar işteWinkWinkWink








Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle

Deneme bonusu - bahisnow - casinoslot - deneme bonusu - deneme bonusu veren siteler
melbet - dinamobet - süpertotobet - betsmove - casino siteleri - hansenmedical.com
casinoproffen.com - favorislot - https://www.phillwebb.net - aseansec.org


Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)