Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
~~ My Love ~~


clock09-03-2014, 02:05 AM
Yorum: #51
Kesin Min woo'dur.. Dizilerde hep öyle olur da onun için bir tahmin edeyim dedim Big Grin!!! Muhtemelen bu uikisi aşıkta olur ama Min woo onun sevdiği kız olduğunu çok geç anlar vs.. vs... Kız olduğunun farkına varan min woo ana karşı oyun yaparak itiraf ettirmeye çalışır. vs... vs... Alın size spoiler gibi yorum.. Nasıl yaklaştın mı Eda kardeş Big Grin öyle olacak de mi hadi hadi biliyom ben kesin öyle Big Grin ... Bilmesem bile böyle olacağını tahmin ediyorum diyelim... Yeni bölüm gelip çatana kadar kendine iyi davran der noktamı da atar giderim...
clock09-03-2014, 10:59 AM
Yorum: #52
AngelAngel
clock09-03-2014, 12:24 PM
Yorum: #53
Aşık olacakları kesin zaten ikisi başrol olduğu için Wink Ama gerisi hakkında bir şey demeyeceğim. Big Grin Oku ve gör Tongue @Sarangsoo

Bu kalplerin anlamı ne açıkla bakeeem o.O Canım benim hikayeme yorum yapmazsan nasıl ilerleyebilirim kuzuum? Big Grin @Akasyatrlk
clock09-04-2014, 08:20 PM
Yorum: #54
[Resim: sH7PMu8.jpg?1?9545]
*6.Bölüm*
Akşam yurda döndüğünde diğer yatağın üstünde birkaç eşya gördü. Korkar adımlarla çantasını yere bıraktı ve birkaç adım adınca banyodan su sesleri duydu.
Bunu duyunca durdu ve “Olamaz!” diye mırıldandı.
O sırada banyodan Hyun Jo çıktı.
Ji Hye “Hyu- Hyu- Hyun Jo?”
Hyun Jo “Ah, gelmişsin”
Ji Hye “Se-Senin burada ne işin var?”
“E bir şartım var dememiş miydin?”
“Ne şartı?” diye sordu korkarak.
Hyun Jo gülümseyerek “Aish” dedi ve yatağa oturup saçını kurularken “Dans dersinde ne yaptığımızı uygulamalı göstermemi istememiş miydin?”
Ji Hye derin bir nefes aldı ve rahatlığın gülümsemesiyle “Ah, o mu” dedi. Sonra şaşkınca döndü ve “O zaman neden benim odamda banyo yapıyorsun”
“Sen gelene kadar zaman geçsin diye şeetmiştim. Kusura bakma”
“Ah, önemli değil” diye Hyun Jo’nun koluna vurdu.

Hyun Jo dersi anlattıktan sonra gitmek için kapıyı açtı ve Ji Hye’ye el salladı.
Ji Hye de ona. Gerçekten çok rahatlamıştı. Odasında kimse kalmaması gerçekten şans olmalıydı.
Böyle düşünürken yine bir moda dergisi karıştırıyordu. Eskiden kardeşiyle birlikte hep moda dergisi karıştırırlardı. Bir çeşit alışkanlık gibiydi onlar için. Ji Hye birden Ji Sun’ın yokluğunu hissetti.
Ji Hye sayfayı çevirince yine tavşan kulaklı kapşonlardan gördü. Kardeşi olsa bunu görünce deli gibi çığlık atıp “Çok tatlı!!” derdi. Bunu düşününce yüzünde bir gülümseme belirdi.
“Deli” dedi.
O sırada akşam yemeğine inen insanların ayak sesini duyunca o da hemen üstüne ceketini çekip koridorda ilerlemeye başladı.
Herkes gibi o da tabağını doldurup bir masaya oturdu. Yemek yeme isteği kaçmıştı aslında. Kardeşiyle olsaydı birlikte ramen yapıp yerlerdi. Birbirlerinin önünden tencereyi çekiştirip ben daha çok yiyeceğim kafasıyla aç gözlülüklerini ortaya koyarlardı. (Tongue)
Tek başına yemek hiçte eğlenceli değildi. Hyun Jo desen kendini arkadaşlarına kaptırmıştı. O sırada biri “Yemeyeceksen boşuna durmasın, ben yerim”
Ji Hye kafasını kaldırınca elini uzatmış Min Woo’yu gördü. Ji Hye hemen yemeğine gömüldü ve “Gerek yok, ben yerim” dedi.
Min Woo “Karşınıza oturmam sorun olmaz herhalde?”
“Ah, tabi olmaz”
“Bir gün ceketinizi kaldırırsanız oturacağım bey efendi. Ya da benim onu atmamı mı istersiniz?”
Ji Hye hemen ceketini alıp geri oturdu.
Min Woo da gülümseyerek onun karşısına oturdu. “Afiyet olsun!”
Ji Hye “Sana da!”
Bir süre sonra Min Woo “Eee n’aber?”
“İyi senden?”
“Bende iyi”
Ji Hye yemeğini bitirip gidecekken Min Woo “Beni bekleyemez misin?”
Ji Hye “Gördüğün gibi bir tek biz kaldık. Hızlı olamaz mısın?”
“Ben gayet hızlıyım”
Ji Hye Min Woo’nun tabağına baktı ve ağzını bükerek “Konuşmaktan bir şey yiyemiyorsun ki!” dedi.
Min Woo, Ji Hye tam gidecekken tuttu ve “Azıcık beklesen ölür müsün?”
“Normalde n’apıyorsun bilmiyorum ki?!”
Masaları temizleyen kadını göstererek “Ajummayla oturuyorum”
“O zaman yine onunla otur”
“Ama o erkek değil ki. Erkek muhabbeti başka oluyor”
“Ben sanki erk---“ Ji Hye hemen ağzını kapattı.
Min Woo şaşkınca Ji Hye’ye bakıyordu.
Ji Hye “Yani şey…”
“Ne dedin?”
“Ah, haklısın diyordum” dedi dudağını ısırarak ve “Benim acil tuvalete gitmem lazım” dedi ve koşarak odasına çıktı.
Derin bir nefes aldı ve “Bu çocuk..! Son anda kurtardım” dedi ve yüzünü yıkadı. Sonra eline su şişesini alıp telefonundan kız gruplarının danslarını izlemeye başladı.
SNSD’nin ‘Mr.Mr’ dansını izlerken “Ah Yurii… Bir kez olsun onun gibi dans etmek isterdim” dedi.(Tongue)

Sabah olduğunda telefonunda açık kalan sahne performanslarının sesine uyandı. T-ARA’nın performansı vardı. Videoyu durdurdu ve iyice gerindi. Saatine baktı. “Yine mi?!” diye hemen hazırlandı. Koşarak yurttan çıktı ve taksiye binip okula geldi.
Kimse yoktu. “Yoksa herkes derse mi girdi?!” dedi ve koşarak okula girdi. Girdiği gibi geri çıktı ve her zamanki gibi bahçede satılan poğaçalardan aldı yanına da meyve suyu. Parasını verip teşekkür etti ve koşarak sınıfları gezdi. En son dans sınıfına geçti “Özür dilerim geç kaldım” diye eğildi. Kalktığında sınıfta kimse olmadığını gördü.
“Ama nasıl?” dedi. Sonra Ji Sun aradı.
“Alo abla kahvaltıya gelmedin! Hani haftasonu erkenden gelecektin!?”
İşte o ses beyninde yankılandı Ji Hye’nin “HAFTASONU! HAFTASONU!”
Derin bir nefes aldı. Sonra bunca yolu hızla gelişine ve kendine gülmeye başladı.
Ji Sun “Neden gülüyorsun?”
Ji Sun’ın ardından bir ses daha geldi. “Komik olan ne?”
Ji Hye hemen arkasını döndü. Elinden telefon düştü ve “Oh?!”
Min Woo üzerindeki tozu çırparken “Burada ne yapıyorsun?”
“Asıl sen n’apıyorsun?”
“Bir şeyimi unutmuşum. Sen?”
“Ah, öylesine.” Dedi rezil olmamak için sonra telefonda bekleyen Ji Sun’ı hatırladı ve hemen telefonu alıp “Ah, üzgünüm Ji Sun” dedi.
Min Woo ağzıyla ‘ooo’ yaptı.
Ji Hye ‘ne var?!’ şeklinde ağzını kıpırdattıktan sonra Ji Sun’a “Tamam canım ben seni sonra ararım. Birazdan orada olurum” dedi ve telefonu kapattı.
Min Woo “Kız arkadaşın mı?” dedi.
Ji Hye “Püfff. Neyse ben gidiyorum” dedi ve poğaçasını ısırdı. Sonra meyve suyundan yudum alırken yürümeye devam etti.
Min Woo da arkasından giderek “Hiç ister misin diye sormuyorsun?”
“Neden sorayım ki!?”
“Göz hakkı diye bir şey var dimi?!”
Ji Hye oflayarak poğaçadan bölüp eline verdi “Yeterli mi?!”
“Cık. Hemen biter ki bu”
Ji Hye dişini iyice sıktı ve elindekilerin hepsini verdi.
“Mutlu oldun mu?!”
Hızla yürümeye devam etti. Min Woo elindeki boş meyve suyu kutusunu çöpe atarken “Nereye gidiyorsun?”
Ji Hye “Neden yalnızlıktan korkan küçük bir çocuk gibi peşimde dolaşıp duruyorsun!?”
Min Woo durdu ve “Evet hala yalnızlıktan korkan küçük bir çocuğum!! Oldukça yalnız biriyim evet! Ailem bile beni istemiyor!! Ne yapabilirim ki!?”
Ji Hye durdu ve “Min Woo sshi”
Min Woo “Evet, belki iğrenç biriyim! Arkadaş arıyorum n’olmuş!”

Ji Hye ve Min Woo bir kafeye girmişlerdi. Min Woo “Amerika’dan döndüğümden beri kimseyle anlaşamıyorum. Herkes kendine arkadaş bulmuş. Ben bulamıyorum. Kimse çok konuşmamı kaldıramıyor”
Ji Hye kahvesini yudumlarken “Demek öyle…” dedi.
Min Woo “Belki seninle arkadaş olabiliriz diye düşündüm. Amerika’dan gelmemiş miydin?”
“Ah, evet… orada büyüdüm”
“Amerika’dan ayrılmak benim için çok zordu. Orada çok sevdiğim insanlar vardı.”
“Benim hiç arkadaşım olmadı.”
Min Woo şaşkınca “Ciddi olamazsın”
“Ciddiyim… Hayatımda tek güvendiğim ve bir şeyler paylaştığım kişi kardeşimdi. Üvey abim öz babamdan daha iyiydi bana karşı. Arkadaş bulmaya vaktim olmadı. Yaşadıklarım beni çok yordu. Ve çocukluğumu bile yaşayamadım”
Min Woo “Seninki daha kötüymüş…”
Ji Hye gözünü sildi ve “Neyse…”
Min Woo “Ağlıyor musun?”
“Ah, neden bahsediyorsun? Öyle bir şey yok”
“Ağlıyordunn gördüüüm”
“Ağlamıyordum dedim ya!”
“Ağlıyordun. Junsu Ağlıyor, Junsu ağlıyorrr”
“Yalancı” dedi ve ayağına tekme attı.

İkisi yürürken Min Woo “Kız arkadaşının yanına mı gidiyoruz?”
“Aslında, evet. Ama seni götürmemeli miyim?”
“Nedeen?!”
“Ya beğenirsen, çok kıskancımdır”
“Oooo korumacı bir sevgili ha!”
Jİ Hye güldü.
O sırada evin önüne geldiler. “Görüşürüz o zaman” dedi ve boynunu büküp gitmeye başladı.
Ji Hye Min Woo’nun kolunu tuttu ve gülmeye başladı. “Gel, gel”
Min Woo da gülümsedi.
Ji Hye “Asılmak yok ama”
Min Woo dilini çıkardı ve “Bilemeyeceğim artık”
Ji Hye kızgınca baktı. Min Woo “Şaka şaka”
Birlikte eve girdiler. Ji Sun “Ab---Abi hoş geldin! Bu..?”
Ji Hye “Okuldan bir arkadaş” dedi.
Min Woo “Merhaba ben Min Woo. Ama abi mi?” diye soran gözlerle Ji Hye’ye baktı. Ji Hye yine gülmeye başladı.
Ji Sun “N’oluyor ya?!”
Ji Hye “Arkadaş seni sevgilim sandı” dedi ve kahkaha atmaya Ji Sun’la devam etti.
Min Woo “Ya!” dedi ve Ji Hye’nin omzuna vurdu. Ji Hye kolunu sıvazlayarak “Ya! Acıttın!” diye Min Woo’ya vurdu.
Ji Sun “İçeri geçmeyi düşünüyor musunuz bir ara?”
Ji Hye “Tamam tamam” dedi ve ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi. Onlar salona giderken “Siz oturun ben geliyorum”
Min Woo “Adınız?”
“Ji Sun” dedi ve elini uzattı gülümseyerek. Min Woo “Ji- Ji Sun mı?”
Ji Hye elinde tepsiyle içeri geldi. “Ramene ne dersiniz?”
Ji Sun “Woaaah!” diye el çırptı.
Min Woo da yanlarına oturdu. Ji Hye herkesin tabağına ramen koydu. “Ah doğru ya!” dedi ve mutfaktan bir kase getirdi. İçinde kırmızı bir sos vardı.
“İsteyen?”
Ji Sun “Ben, Ben!!”
Min Woo “O da ne?”
“Sos.” Dedi kendi ramenine katarken. “Ramen böyle daha güzel oluyor. Dene”
Min Woo kendine uzatılan sosu aldı ve Ramenin kenarına kattı.
Ji Hye “Öyle katılmaz bi kere” dedi ve sosu eline alıp etrafına iyice döktü.
Sonra Ji Sun’la aynı anda “Afiyet olsun” deyip yemeğe gömüldüler.
Min Woo’ysa şaşkın şaşkın elindeki çubukları tutmaya çalışıyordu. Ji Sun “Tutmayı bilmiyor musun?” dedi ve güldü. “Abl—“ hemen düzeltip “Abi göstersene nasıl tutulaacağını”
Ji Hye gülerek çubukları Min Woo’nun eline yerleştirmeye başladı. Bir yandan da anlatıyordu. “İlkini şuraya…”
Min Woo bu sırada Ji Hye’yi izliyordu. Ji Hye yemeğine geri döndüğünde Min Woo hala ona bakıyordu. Ji Hye “Yemeğini yemeyecek misin, yemeyeceksen ben yerim” dedi gülerek.
Min Woo “Ah, dalmışım” dedi ve yemeğini yemeye başladı. Ağzına ilk aldığı lokmayı yuttu ve “Aaaah!!” diye bağırmaya başladı. Ji Sun ve Ji Hye şaşkınca ona bakıyordu.
Min Woo ayağa kalkıp zıplamaya başladı. “Aaaah!”
Ji Hye hemen mutfaktan su getirdi. Min Woo o suyu kafasına dikti ve “Bilerek yaptınız değil mi!!”
Ji Hye “Ah, hayır… sadece biz alışkınız. Sen de---“
Min Woo “Bence hemen kaçsan iyi olur çünkü sonun yüzün kadar güzel olmayacak!”
Ji Hye hemen koşmaya başladı. “Gerçekten böyle olacağını düşünmedim! Valla!!”
Ji Hye önde Min Woo arkada koşuşturuyorlardı. Ji Hye en sonunda evden çıktı. Min Woo da arkasından. Ji Sun da geriye kalan ramenleri yemeye koyuldu. “Madem öyle , bizde böyle” dedi sevinçle.
Ji Hye “Ya! Öyle değil diyorum!”
Min Woo “Nereden bilebilirim!”
O sırada yoldan bir araba hızla geliyordu. Ji Hye bunun farkında olmadan koşuyordu. Min Woo “Junsu! Junsu sshi!”
Ji Hye “Beni durduramazsın” diye koşmaya devam ediyordu. Min Woo daha da hızlandı ve Ji Hye’ye sarıldı ikiside hızın etkisiyle yuvarlandı.
Yolun kenarında Ji Hye ve Min Woo sarılmış yatıyorlardı. Min Woo gözünü açtığında Ji Hye hala şokta baygındı.
Min Woo doğruldu ve “Junsu! İyi misin?!” diye dürtmeye başladı. O sırada Ji Hye’nin düşen kolyesini gördü ve eline aldı.
Ji Hye gözünü açtığında hastanedeydi. Sadece küçük bir şok geçirmişti ve alnı biraz çizilmişti.
Uyandığında Ji Sun vardı başında. “İyi misin abla?”
“İyiyim canım. Min Woo sshii… gitti mi?”
“Hıhım. Seni buraya getirip beni çağırdı. Ben geldiğimde yoktu.”
“Yaralanmış mıdır ki?”
“Yaralansaydı gitmezdi herhalde. Hem sanane elin adamından ki?!”
“Benim yüzümden oldu. O seslendiğinde durmalıydım. Beni korumak istedi.”
“Seni nasıl tanımadı? O kadar da iyi anlaşıyordunuz eskiden”
“Bilmiyorum. Şimdi o zamankinden farklı biri gibi”
“Ama sana olan bakışları hala aynı”
“Nasıl?”
Jİ Sun gözlerini kaçırarak “Ah, geç oldu artık eve gidelim. Bu gece yanımda kalırsın dimi?”
“E yani”

Gece yatağa girdiklerinde Ji Hye bir oraya bir buraya dönüp duruyordu. Neden bilmiyordu ama kalbi her zamankinden fazla atıyordu. Bu olduğu zamanları hatırladı. Min Woo ne zaman gelse böyle oluyordu. İlk tanıştıklarında da onu hemen benimsemişti zaten. Sanki yıllardır tanıdığı biri gibiydi…
Derin bir of çekip yatakta oturdu. Telefonuna baktı. ‘Ara’ yazısına dokunmamak için kendini zor tutuyordu. Bu Ji Hye’nin telefonuydu. O Junsu’ydu. Sonra aklına Ji Sun’ınkinden aramak geldi. Hemen kalkıp Ji Sun’ın yastığının altından telefonu aldı.
Min Woo’nun numarasını çevirdi ve aradı. Heyecanlıydı. Dudağını ısırıyordu.
“Alo” sesini duyduğunda kalp atışları daha da artmıştı.
“A-a-alo” dedikten sonra boğazını temizledi.
“Kimsiniz?”
“Ben Junsu. Min Woo sshi… iyi misin?”
“İyiyim neden? Çok merak ediyorsan restorana gelmelisin”
“Ne restoranı? Çalışıyor musun?!”
“Tabii ne sandın? Sen iyi oldun mu?”
“İyiysen sorun yok. O zaman iyi geceler”
“Gelmeyecek misin?”
“Niye geleyim ki? Gecenin bu saatinde”
“Biraz içeriz diye düşündüm…”
“İçmek mi?”
“Arkadaş değil miyiz? Arkadaşımla içemeyecek miyim? Iııh! Ne inatçısın! Ben de Ji Sun’la içerim”
“Ji Sun?”
“Kardeşini bir adamla başbaşa içerken görmek ister misin?”
“Aish! Geliyorum”
“Nerede olduğunu nereden biliyorsun?”
“Şey… bilmiyorum… soracaktım bende tam… ah..”

Ji Hye üstüne ceketini giydi ve arabasıyla oraya gitti. İnerken yine derin bir nefes aldı. İçeri girince Min Woo’nun çalıştığını gördü. Bir süre onu izledikten sonra “Ben geldim!” dedi.
Min Woo “Hoş geldin! Otur şöyle, ben geliyorum”
Ji Hye daha önce uzun saçlarından henüz ayrılmamışken buraya geldiği zamanı hatırladı. Belki bir hata yapıyordu hala. Bunun hiçbir yararı olmayacaktı belki. İnsanları kandırmak… bu ona göre bir şey değildi ki..
Min Woo içki şişeleri ve etlerle birlikte Ji Hye’nin karşısına oturdu.
Min Woo bardağını uzattı ve “Doldur”
“Önce sen doldur, neden ben dolduruyorum?”
“Neden her şeye karşı çıkıyorsun anlamıyorum. N’olur sanki şunu doldursan!”
Ji Hye bardağı doldurdu. Min Woo onu kafasına dikti ve şişeyi eline alıp “Uzatmayacak mısın?”
Ji Hye korkarak bardağı uzattı. Ya kız olduğunu belli edecek bir şey yaparsa?! Sonra bardağı çekti. “Bence önce etleri yiyelim”
“Etleri kuru kuru nasıl yiyeceksin?!”
Ji Hye çubuklarıyla etleri aldı ve ağzına attı ve “Çok lezzetli!” dedi. Sonra çantasından çıkardığı su şişesinden su içti. “Neden yemiyorsun?”
Min Woo gülümsedi. “Yoksa içkiye dayanamıyor musun?” diye küçümsedi.
Ji Hye “Onu da nereden çıkardın! Erkek adam içkiye dayanıklıdır…”
“O zaman neden içmiyorsun?”
“Canım istemedi. Ben hep böyle yaparım”
“Hiç inandırıcı değilsin, biliyor musun?” dedi ve bardağı önüne alıp doldurdu Min Woo. Sonra Ji Hye’ye uzattı “İç şunu”
Ji Hye çaresiz başına dikti.

Bir süre sonra Ji Hye sarhoş olmuştu. Min Woo “Bu kadar dayanıksız mısın?” dedi küçümsercesine.
Ji Hye başını masaya kapatmıştı. Min Woo Ji Hye’nin kolunu dürterek “Heeey!”
Ji Hye başını kaldırdı ve yarım gözleriyle “Ne var, neee! Hayır, şurada uyuyoruz değil mi?! İnsanı bir rahat bırak!” diye bağırdı.
Min Woo “Ya!”
Ji Hye elleriyle kollarını ovuşturmaya başladı. Birden ifadesini değiştirip “Çok soğuk” diye dudak büktü.
Min Woo derin bir nefes alıp kafasını bir sağa bir sola salladı ‘bu çocuğun hali ne olacak’ diye. Sonra ceketini çıkarıp Ji Hye’nin üstüne bıraktı.
Ji Hye eliyle ceketin bir kolunu okşadı ve “Neden?!” dedi. Gözleri dolmuştu.
Min Woo şaşkın şaşkın ona bakıyordu.
“Neden bu kadar iyi davranıyorsun ki?! Senin yüzünden… senin yüzünden kendime engel olamıyorum” gözünden bir damla yaş aktı.
“Ben bir erkeğim… öyle olmalıyım… neden bozuyorsun ki?! Nasıl bir erkeğe aşık olabilirim.? Senin yüzünden..”
Min Woo “Junsu sshi?”

Sabah olduğunda ikisi de yurttaydı. Ji Hye gözünü açtığında yatağındaydı ve yanında da Min Woo vardı. Uyurken çok masum görünüyordu. Saçları alnını kaplamıştı. Kollarını bağlamış uyuyordu. Üstünde örtü yoktu. Örtünün hepsi Ji Hye’nin üzerindeydi.
Ji Hye yavaşça doğruldu. Başını karıştırdı. “Aish!! Çok içmiş olmalıyım!”
Yavaşça yataktan kalkıp Min Woo’nun üzerini örttü.
Banyoya girdi ve yüzünü yıkadı. Sonra aynaya bakarak “Sen bir erkeksin Junsu. “ dedi. Sonra elini başına koydu “Ah, başıım!”. Odasına yerleştirdiği küçük buzdolabından bir şişe su aldı ve içti. Sonra içkiye iyi gelen bir çorbayı çıkarıp Min Woo’yu uyandırdı.
Min Woo gözlerini açınca “Kalkta çorba içelim”dedi Ji Hye.
Min Woo “Dün bütün gece içen sendin. Sen iç çorbayı” dedi ve hiç istifini bozmadan gözlerini tekrar kapattı.
Ji Hye “Ya! Neden içmedin?! Hani bana eşlik edecektin pis yalancı!” dedi ve çorbasını içmeye gitti. Arkasından Min Woo kalktı. Kulağında Ji Hye’nin sözleri yankılanıyordu;
“Junssu da kim?! Ben Ji Hye’yim Jİ HYE! Junsu olmak istemiyorum..! Junsu olursam seni nasıl sevebilirim hı?!”
Sonra elindeki kolyeyi uzattı. “Bu senin mi?” Ji Hye arkasını dönünce “Ji Hye sshi!” diye ekledi.

*6.Bölümün sonu*
Yazar: Edakorea


@Akasyatrlk @TaeYeon~ @''feyza_hye'' @Aysegulutas @GlamDHsym @Koreagizem123 @LoveFany @Park-RaBin @Shawol.Yhesim @s_minhyuk @xXBİRCANXx @_WooYoung_ @betul.dm @BlgYsng @EmilyRegen @Faik
@---[KSH]--- @JungJera @KyuHyun..GD @MervenurYavuz @ParkJeSub @SubJePark @♫♪Daewons♫♪ @BJmaat @Callodi @flowergirl @Koreaduygu123 @Larva @MinHera~ @Nabi @sarangsoo @_kipayom_
@hunhan4D @Lesyahyun
@Berinioo
clock09-05-2014, 02:41 AM
Yorum: #55
neler olmus neler ellerıne saglık
mın woo ogrendı kız oldugunu ne olcak sımdı ma boy gıbı oldu anam bundan sonrası daha eglencelı olcak gıbı merakla beklıyorum
clock09-05-2014, 02:15 PM
Yorum: #56
Teşekkür ederim ^^ Bencede bundan sonra daha eğlenceli olacak Big Grin
clock09-05-2014, 02:54 PM
Yorum: #57
Ellerine sağlık edacim. Çok güzel olmus. Romantik dram ve muzikal karışımı galiba Smile ilk 4 bölümünü merakla okudum. Akşam da devam etmeyi düşünüyorum. Özellikle sonlarinda heyecanla bitirmissin insanin okudukca okuyasi geliyor o yuzden Smile
clock09-05-2014, 03:30 PM
Yorum: #58
Çok teşekkür ederim ^^ Evet, öyle yapmaya çalıştım Big Grin Devamını da oku lütfen Heart @MaknaeLeyla
clock09-05-2014, 04:53 PM
Yorum: #59
(09-05-2014 03:30 PM)edakorea Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  Çok teşekkür ederim ^^ Evet, öyle yapmaya çalıştım Big Grin Devamını da oku lütfen Heart @MaknaeLeyla
tabiki okuycam simdiden basladim Smile
clock09-05-2014, 05:24 PM
Yorum: #60
Cok guzel olmus edacim ya Smile bitirdim 6 bolumunu de.. Ellerine sağlık. 7. bölümü sabırsızlıkla bekliyorum Smile








Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle

Deneme bonusu - bahisnow - casinoslot - deneme bonusu - deneme bonusu veren siteler
melbet - dinamobet - süpertotobet - betsmove - casino siteleri - hansenmedical.com
casinoproffen.com - favorislot - https://www.phillwebb.net - aseansec.org


Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)