Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
Otobiyografi


clock11-13-2010, 05:09 PM
Yorum: #1
Tekrar merhaba ahali. Otobiyografi kelimesinin anlamını bir çoğunuz bilmiş olsa da hatırlatmakta yarar görüyorum. OTOBİYOGRAFİ: Bir kişinin kendi yaşam öyküsünü anlattığı edebî tür. Anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle özyaşamöyküsüdür. Forumumuzda "kendini tanıt" tarzında bir başlık bulunmaktadır. Ancak orada yazılanlar mevcut durumunu, yani içinde bulunduğu zamanı ve kişisel bilgileri içermektedir. Bir insanın geçmişi, onun geleceğidir. Düşüncesinden yola çıkarak böyle bir başlık açmaya karar verdim. İsteyen üyeler kendi yaşam öykülerini, kısa ya da uzun bir şekilde burda ifade edebilirler. Böylelikle hem üyelerimizi daha yakından tanıyacak, hem de ilginç yaşam öykülerine tanık olacağız. Pek tabi ilk olarak kendi otobiyografimi yazıyorum. Buyrunuz...

Öncelikle genel bilgilerden söz edeyim. 01.01.1987 doğumluyum. 31 aralık 86 yılını 1 ocak'a bağlayan gece ile sabahın ortasında bir zamanda doğmuşum. Şu anda İSTANBUL'da yaşamaktayım. Üç çocuklu bir ailenin ortanca ve tek kızıyım. Ortada olmak o zaman kaderimi belirlediği için, tüm fikirlerimde, yaşam tarzımda hep ortada olmayı yeğledim. Belki zarar görmedim ama tatmin de olamadım. Tatmin olmayı beceremeyen bünyemin en sevmediğim özelliği birden fazla alana ilgi duymasıdır. Hat, kaligrafi, kick box, step, osmanlıca, resim, edebiyat, çocuk gelişimi, psikoloji gibi alanlara ilgi duymakta ve bu alanlarda çalışmaktayım. Bir dönem modaya da ilgi duyup, 3 yıl modelistlik yaptım. Pek tabi ondan da vazgeçtim.

23 yıl önce İstanbul'un fatih semtinde özel bir doğumevinde gözlerimi açtım hayata. Bana sorsalar açmak istemezdim ama ne yazık ki böyle bir seçenek sunulmuyor insanoğluna. Tek çocuklu bir ailenin ikinci kız çocuğuydum. Benden 2.5 yaş büyük bir erkek çocuğuna sahip olan ailem, ikinci çocuklarının kız olmasının mutluluğunu yaşadılar. 4 yaşına kadar yaşamış olduğum hayatı hatırlamamakla birlikte, 4 yaşından sonra da afilli bir hayat yaşamadığımı belirtmek isterim. Ben 4 yaşındayken, abim ilkokula başlamıştı. Ondan daha hevesli olan annem, derslerine ondan daha çok önem gösteriyordu. Ders çalışma ve çalıştırma seanslarında yalnız kalan ben, elime bir kağıt kalem alarak okuma yazmayı öğrendim. Öğrendikten sonra "kimse beni tutamaz" edasıyla böğürsem de ailem 1 yıl boyunca beni engellemeyi başardı. 5 yaşına geldiğimde engellemeyecekleri bir okuma isteğim vardı. Birlikte abimin okuluna gittik kayıt yaptırmak amacıyla. O anda dünyanın en mutlu insanı kimdir? diye sorsalar, tereddütsüz "ben" derdim. 90 'lı yıllarda sınıf atlama seçeneği vardı. Bir sınava giriyordunuz ve ikinci ya da üçüncü sınıftan başlayabiliyordunuz. Tahmin edeceğiniz gibi o sınava girmek istedim. Birinci sınıfı okumama gerek olmadığı kanaatine varıldı. Diğer sınava da girmem gerektiği söylendi ancak annem yaşımın küçüklüğünden dolayı buna karşı çıktı. Velhasılı kelam 5 yaşında 2. sınıftan okumaya başladım. İlk aşama oldukça zorlu geçti. Zira boyuma ve kiloma uygun bir önlük yoktu. Nihayetinde bileklerimden biraz yukarda olan bir önlük bulmayı başardık. Çantam ise benimle aynı boydaydı. Olsun herşeye rağmen ben okuyacaktım ve mutluydum. Benden 3 yaş büyük sınıf arkadaşlarımın yanına zor zamanlar geçirsem de, hatırladığımda yüzümü güldüren yıllardı. Toplu okul resminde kendimi bulmakta zorlanıyorum. Çünkü o devasa veletlerin arasında görünmüyorum. İlkokul, ortaokul, lise derken nasıl geçtiğini anlamadığım yıllara üzülür oldum. Pek anlatmak istemediğim, hayatımın en zor yıllarını bu dönemde yaşadım. Çeşitli nedenlerden dolayı üniversite okuyamadım. O zamanlar bu beni çok etkilese de şu an bir yaradan ziyade sıyrık acısından ibarettir. Liseden sonra çocukları incelemeyi çok sevdiğimi ve onlarla iyi anlaştığımı fark ettiğimde çocuk gelişimi okumaya karar verdim. Çeşitli engeller ve kurallar dahilinde bu istek hemen gerçekleşemedi. Sonrasında fark dersleri falan derken zaman öylece geçti gitti. Zaman geçtikçe fikirlerim de değişti. Üniversite diplomasını güvence olarak gören insanlardan ayrı kaldığımı fark ettim. Ben istediğim şeyleri yapmalıydım. Bir güvenceye değil, kısa bir ömrü istenilen şeylerle geçirmeye ihtiyacım olduğunu düşünüyordum. Nihayetinde imkanların el verdiği ölçüde istediğim şeyleri yapmaya gayret ettim ve ediyorum.

Ergenlik dönemimde başlayan, siyaset ve edebiyat aşkı şimdiki yıllarda sadece zevk aldığım iki konudan ibaret. Hiçbir konuda fanatizme varan bir düşünce yapım olmadı. Ne siyasi, ne dini, ne de başka alanlarda. Böyle olan insanları da hiçbir zaman anlayamadım. Netice itibariyle hayat kısa ve ne kadar çırpınılırsa çırpınılsın geride bırakılan sadece son nefestir. Tüm insanların tüm fikirlere saygı duyacağı bir dünya yalnızca bir ütopya. Böyle bir dünyaya kavuşma hayalim olmadı. Ama içten içe bunu görmek istedim. Göremeyince de herhangi bir dala tutunmaktan vazgeçtim. İnsanlar, söz konusu kendi fikirleri ve inançları olduğunda diğer insanlara karşı insanlıktan çıkabiliyorlar. Ezici ve canavarca bir tutum sergiliyorlar. Bunu görmekten, bunlara şahit olmaktan o kadar bezdim ki, evet ben sabit bir noktada değilim. Tarafım yok kendi yaşantım var. Bu kısa yaşamı da bir tarafa yönelerek çürütmek istemiyorum.

Her insanın hayatında olduğu gibi benim de depresif dönemlerim oldu. Bu dönemlerden yardım alarak çıkmaya çalışsam da, bir zaman sonra anladım ki bu durumun dönemle ya da yaşanılan olaylarla ilgisi yok. Dönem ve dönemin şartları ne olursa olsun düzen hiç değişmeyecektir. İnsan ne olmak istiyorsa onu olacaktır. Mutlu, mutsuz, sinirli ya da depresif. Bu fikirden yola çıkarak ne olmak istiyorsam o olmayı yeğledim. Evet arkadaşlar muhteşem bir yaşantım olmadı. Hala da yok. Ama engel olamadığım bir şekilde yaşıyorum. 23 yaşındayım. 2 ay sonra 24. Neyi başardın? diye sorulacak olursa "YAŞAMAYI" derim sadece. En büyük başarı bu olsa gerek....
clock11-13-2010, 05:23 PM
Yorum: #2
vayyy.süperrr olnuşSmile)
bende yazarım birazdan.vaktim olursaSmile
clock11-13-2010, 05:31 PM
Yorum: #3
çok hoş olmuş eline sağlık tatlım Smile
clock11-13-2010, 06:40 PM
Yorum: #4
Konu için teşekkürler canım:)eline sağlıkSmile
clock11-14-2010, 02:31 PM
Yorum: #5
elifim seni tanımak çok güzeldi.
eline sağlıkk balımmm.
aynen son paragrafa katııyorummm.istanbul trafii ve huzura Angel
clock11-14-2010, 09:36 PM
Yorum: #6
24 eylül 1993 yılında istanbulda doğdum. ailenin en küçüğüyüm ve en zayıf bünyeye sahip insanı benim ondan oldukça şımarık büyüdüm. benden 6 yaş büyük bir ablam ve 1 yaş büyük bir abim var. benim doğduğum sıralarda ananneme kanser tanısı konulduğu ve anneminde ilgisi dağıldığı için yeterince beslenemedim ve zayıf bünyem daha kötü hale geldi ve şuan bile sadece bir nezle bile beni hastanelik yapabiliyor. hatta 6yaşımdayken astım teşhisi konuldu ve boyumdan büyük ilaçlar kullanmak zorunda kaldım. bu hastalık ve benzeri şeyler yüzünden annemin erken yaşta şeker hastası olması ve bununda benim ergenliğime denk gelmesi tahmin edersinizki oldukça kötü oldu. ilk okul ve orta okul hayatım boyunca rahatsızlıklarım yüzünden neredeyse evde yatarak geçirdim ama allahtan kalmadım yada kalma tehlikesi geçirmedim. 13yıl boyunca hep ilgi odağı olduğum için bir meslek gibi bir şey düşünmedim ve 8.sınıfta meslek lisesine mi yoksa normal bir liseye mi gitmem gerektiğini hiç düşünmedim herşey oksden önceki 3aya sıkıştı. ve kendimce benim için en iyi mesleğin anaokulu öğretmeni olduğunu düşündüğümden bir meslek lisesine gittim. ama sonra aslında bunu o kadar istemediğime karar verip lise 2 de bir düz liseye kaydımı aldırdım. lise 2.sınıfta cidden şımarık bir kız olduğumu fark ettim sevmek yada değer vermek gibi duygularımın olmadığını gördüm ve kendimi değiştirmeyi denedim. başardım mi bilmiyorum ama bunun için oldukça çaba sarf ettim. şuan lise son sınıftayım dersane ve okul arasında sürekli bir gel git içerisindeyim. ailemin benim üzerimdeki emeklerini boşa çıkarmamak için elimden geldiğince çalışıyorum. bir meslek düşündün mü diye sorarsanız hayır tam olarak düşünmedim. asi hyun arkadaşımızında dediği gibi (aslında onada abla demem gerekiyo ama adını bilmediğimden öyle hitap ediyorum şuan bu yüzden özür dilerim) ortanca çocuk olmamama rağmen ilgili olduğum alan çok. edebiyat(bu sadece birşeyler yazmak için geçerli), gördüğümü çizmek, yürümek, yüzmek gibi hobilerim vardır. aynı zamanda tam anlamıyla kitap kurduyumdur aldığım roman en uzun 3 gün durur sonra diğer kitapların yanında yerini alır. hatta sırf bu yüzden ailem bana çok sık kitap almaz. hatta almamalarıda iyi yoksa ders çalışmam diyebilirim. hala istanbuldayım arada ablamın yanına ankaraya gitsemde sanırım istanbul dışına okumaya çıkamayacağım ablam gibi hala üstüme deli gibi düşen bir annem var çünkü
clock11-14-2010, 10:26 PM
Yorum: #7
Yorum yazmaya üşensem de hepinizin yazısını okudum arkadaşlar Smile ıce buz hokeyi hee lol

Seym akışına bırak. Emin ol bir mesleğe karar verdiğinde ve gerçekleştiğinde bu muymuş demektense kararsız bir şekilde adım attığın mesleği sonradan sevmek daha hayırlı Smile
clock11-16-2010, 12:03 AM
Yorum: #8
evet maidecim Smile buz hokeyi lol
buz görünce gözüm dönüyor Big Grin
son bir kaç aydır deli gibi özlüyorum buzu Sad




[-]
Hızlı Cevap
Konu




İfadeler
:) :s :huh:
;) :cool: :D
:P :angel: =[]
=# :{} :(
[Daha fazla göster]




Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle
Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)