Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
Yıldızlar Geçidi 16. Bölüm


clock10-19-2010, 07:45 PM
Yorum: #1
Bu konu en son: 10-19-2010 tarihinde, saat: 08:29 PM düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: betul.dm
16. Bölüm

Artık kendini Ceyda ve Jung Min’in mutluluğuna ve Saeng’le Şeyda’nın arasını normale çevirmeye adayacaktı.

Şimdi uyumalıydı. Yarın zor bir gün olacaktı, bu kesindi. Ama güzel olacaktı. Güzel olmak zorundaydı.

Ertesi sabah Hyung Jun erkenden kalktı. Kahvaltıyı hazırladı. Kendisini bütün olacaklara hazırlamıştı. Sonra sırasıyla herkesi uyandırdı.

Bugün SS501’in fotoğraf çekimi vardı. Lider herkesin hazır olmasını söyledi. Onları hazırladı.

Bugün Ceyda'yla Şeyda için de yoğun bir gün olacaktı, Ceyda'ya imza günü için yer ve zaman belirleyecekti.

Ceyda ve Şeyda hazırlanıp çıktılar. İkisi de spor giyinmişti.

Ceyda ek olarak şapka, gözlük ve ağız kısmını kaplayacak bir şal taktı.

Şeyda ona göre daha rahat giyinmişti. Sadece güneş gözlüğü vardı.

İmza gününün yapılacağı yere gittiler. Şeyda’nın bugün şansı iyi değildi.

Ceyda etraftaki insanlar belki fark eder diye konuşmuyordu.

Ama Ceyda’nın istediği günde başka bir ünlünün yapacağını öğrendiler.

Şeyda sinirlendi. Yapacakları yer alışveriş merkeziydi.

Oranın müdürüyle kavga edip hızlıca çıktılar.

Çıktıkları anda imza gününü diye birisinin posterinin asıldığını gördüler.

Olamaz! Bu oydu.Her yerde karşısına çıkıyordu.

Bu ünlü Kim Jae Joong’tu. Şeyda bu resme bakarak:

--“Gene mi sen ya! Bu çocuk nasıl bir adım önümüzde oluyor.” Ceyda da çocuğa baktı.

--“Demek tercih edildiğimiz ünlü bu. Hoş biriymiş. En azından içim rahatladı” dedi gülerek.

Şeyda Ceyda’ya döndü ve: “Bu mu hoş? Kedi suratlının teki.” Ceyda:

--Yoksa senin kedi suratlı narşist dediğin kişi bu mu? Hem onun bir adı varmış zaten, Kim Jae Joong.

--Evet bu çocuk. İsmini ilk defa duyuyorum.

--Narşist olabilir. Ama kedi suratlı olduğunu hiç sanmıyorum.

--Neyse Ceyda, hadi gidelim buradan. Sinirlerim gerildi.

Şeyda’yla Ceyda eve erken gelmişti.Evde kimsecikler yoktu.

Ellerine abur cubur bir şeyler alıp televizyonun başına geçtiler.

Bir yandan atıştırıyorlar bir yandan konuşuyorlardı.Ceyda:

--Ne zamandır baş başa kalmamıştık.

--Ceyda huylandırıyorsun beni.Biz çift miyiz de baş başa kalacağız.

--Onu demiyorum, kız kıza oturup konuşamamıştık hiç.

--Evet, bir süre rahatlamıştım; ama şimdi yine yanımdasın

Ceyda Şeyda’ya çok kötü bakıyordu. Şeyda:

--“Şaka yaptım ya! Sen yemene bak.” dedi ve biraz cips alıp Ceyda’nın ağzına tıktı.

Ceyda ağzındakileri yuttuktan sonra:

--Herkesin içinde soramadım. Uzun zamandır merak ediyorum. Senle Kim Bum… Aranızda ne var sizin?

--İkimiz arkadaşız. Ama benim açımdan sorarsan o çok hoş biri. Yanında olabilmek için çok çabalıyorum.Onun yanında çok mutluyum.Ama dedim ya sadece arkadaşız.

--Hmm! Hiç sevdiğine dair bir belirti yok mu?

--Bilmiyorum. Gidip de sormadım beni seviyor musun diye. Senle Min Ho’ya ne oldu? Sana çok yakın davranıyordu. Bana sorarsan birbirinize de çok yakışıyorsunuz.

Ceyda’nın yüzü düşmüştü. Şimdi neden durup dururken ona Min Ho’yu yakıştırıyordu ki?

--Tahminlerin doğru. Bana beni sevdiğini söyledi. Ama ben olmaz dedim ve onun yanından ayrıldım.

--Ceyda iş başında. Yine sineksavar gibi birini daha kaçırmayı başarmışsın. Bu gidişle evde kalacaksın.

--Daha erken değil mi bu konuları konuşmak için? Hem Amerika’ya döneceğiz, unuttun galiba. Kim Bum diyelim ki sana seni sevdiğini söyledi. Ne yapacaksın? Bu işin ucunda ayrılık var.

--Yine sinirimi bozmayı başardın, tebrikler. Bunu ben de düşünüyorum. Akışına bırak boşver.

O sırada kapı çaldı.Şeyda gidip kapıyı açtı.Artık evde eksik kimse yoktu.

SS501 de televizyonun başına geçtiler.

Şeyda Saeng’e bakıyordu. Bir şey unutmuştu, ama neydi acaba?

Ona sözü vardı.Şimdi hatırladı.Saeng de Şeyda’ya döndü. Neden kendisine baktığını merak ediyordu. Şeyda:

--Aklıma bir şey geldi.Saeng sen de hiç hatırlatmıyorsun. Sana bir akşam yemeği sözüm vardı. Senin için de uygunsa bugün olur mu?

Saeng bunu nasıl unutmuştu. Gülümsedi. “O zaman ben hazırlanmaya gidiyorum.” Dedi ve odasına çıktı.

Şeyda da hazırlandı. Aşağı indiğinde Saeng onu bekliyordu. Beraber dışarı çıktılar.

Evde ise zaman hızlı geçiyordu. Hep beraber sohbet ediyorlardı; ama Jun’un sesi çıkmıyordu.

Ceyda ona döndü ve “Günün kötü geçti galiba, ne oldu?” dedi.

Jun göz ucuyla Ceyda’ya baktı ve “Günüm iyi geçti aslında, sadece biraz canım sıkkın.” Dedi.

Anlaşılan ne olduğunu söylemeyecekti.

Onu böyle görmek Ceyda’yı da üzüyordu. Jun’u bırakıp nasıl Amerika’ya gidebilecekti, ondan nasıl ayrılacaktı?

Aslında bu düşüncesi de saçmaydı.Sonuçta Jun da diğerleri gibi Ceyda’nın arkadaşıydı.

Şeyda ve Saeng ise bir restorana girmişlerdi.Tam bir masaya geçiyorlardı ki Şeyda Saeng’in kolunu tuttu.

--Başka bir yere gitsek olmaz mı?

--Neden, burayı beğenmedin mi?

--Ondan değil.

Şeyda masalardan birini gözüyle işaret etti ve devam etti.

--Şuradakini görüyor musun? Bak Kim Bum orada. Sürekli karşılaşıyoruz.Onu takip ediyorum sanacak.Hadi lütfen çıkalım.

--Tamam, gidelim o zaman.

Saeng, Şeyda’yı başka bir restorana götürdü. Bir masaya geçtiler.

Şeyda hem yiyor hem konuşuyordu. Bir ara Saeng’e yaklaştı ve:

--“Sana bir sır vermemi ister misin?” dedi.

--Olur, seni dinliyorum.

--Kim Bum’la karşılaşmak istemememin tek sebebi beni yanlış anlamasını istememem değildi. Galiba ondan hoşlanıyorum.

Saeng yıkılmıştı.Keşke Şeyda’nın dediklerini duymasaydı.

Şimdi ne yapacaktı? Şeyda bu sırrını verecek kadar çok yakın arkadaş olarak görüyordu. Artık ona onu sevdiğini söyleyemezdi.

Ama ondan kendini de uzak tutamazdı. Ondan ayrı kalmak da istemiyordu.

Saeng’e ne kadar acı verse de en iyisi Şeyda’ya iyi bir dost gibi davranmaktı.

Tepki vermesi gerektiğini hissetti. Sadece başını sallamakla yetinebildi.

Saeng bu konu hakkında yorum yapmak istemediğinden konuyu değiştirdi.Yemek boyunca Şeyda’nın anlattıklarında zoraki gülümsemeye çalıştı.Kendini toparlaması lazımdı.

Evde ise Ceyda düşüncelere dalmışken telefonu çaldı.Arayan Min Ho’ydu.

Neden arıyordu ki? Onu son gördüğündeki konuştuklarından dolayı açmak istemiyordu.

Ama telefon ısrarla çalıyordu.Etrafına bakındı.

4 çift meraklı göz ona bakıyordu.Ceyda gülümsedi ve telefonu açtı.

--Alo

--Ben Min Ho. Nasılsın, iyi misin?

--Ben iyiyim, sen?

--Ben de iyiyim. Senin hala Kore’de olduğunu duydum.Yarın buluşalım mı?

Şimdi ne söyleyecekti.

--Yaa! Şey…

Biraz etraına bakındı ve devam etti.

“Yarın çok meşgulüm. Sonraki bir zaman belki. Şimdi kapatmalıyım. Kendine iyi bak” dedi ve telefonu kapattı.

Hyun Joong: “Yarın yapılacak bir işin var mı?”

Ceyda: “Bilmiyorum.”

Hyun Joong: “O zaman neden meşgulüm dedin ki?”

Şimdi Ceyda ne söyleyecekti? Biraz duraksadı ve devam etti.

Ceyda: “Hiççç! Öylesine. Canım istemedi şimdi.”

Jung Min: “Hmm…”

Hyun Joong ve diğerleri inanmamıştı ama üstüne de gitmek istemiyorlardı.

Ceyda dikkatleri başka bir yere çevirmek için yeni konu açmıştı.

O da konuşmaya katılıyordu ama aklı Min Ho’daydı. Neden buluşmak istiyordu ki?

Neyse buluşamayacağını söylemişti zaten. Artık düşünmesine gerek yoktu.

Jung Min Ceyda’nın başını okşadı.Jung Min:

--Ne oldu, bugün hiç konuşmuyorsun. Seni hayal dünyasından kurtarayım dedim.

Demek ne olduğunu anlamamıştı.

--Jung Min Oppa bugün imza günü almaya gittik ama başkası bizim istediğimiz günü kapmış bile.

--Kim kapmış? Tanıyorumdur belki.

--Şeyda’nın dediği narşist kediymiş. Adı da Kim Jae Joong’tu galiba.

--Ciddi misin? Ona narşist kedi dedi demek XD

Hyung Jun üzgün bir ifadeyle : “Kutlarım ikinizi de.Birbirinize çok yakışıyorsunuz.” dedi.

Bunları çok zor söylemişti.Ama Jung Min için kendisini geriye çekmişti.Bu duruma alışmalıydı.

Jung Min ve Ceyda çok şaşırmıştı.Ne demek istiyordu Jun? İlk önce Min Ho sonra da Jung Min… Neden herkes bugün ona birilerini yakıştırıyordu ki?

Kapı çaldı.Gelen Şeyda’yla Saeng’ti. Kapıyı Kyu Jong açtı ve içeri girdiler.

Saeng: “Ben odama gidiyorum, çok yorgunum.” dedi.

Kyu Jong: “Olmaz benim sizinle konuşmak istediğim önemli bir şey var.” dedi ve Şeyda’yla Saeng’i diğerlerinin yanına götürdü.

Kyu Jong ayaktaydı ve Jung Min’e dönerek:

--Senin özel hayatına karışmak istemiyorum ama sana bir şey soracağım. Sen iki kızı birden mi idare etmeye çalışıyorsun?

16. Bölüm Sonu

Yazarlar: Nur Tanı&Betül Demirci
clock10-19-2010, 07:55 PM
Yorum: #2
betül datlum süper olmuş yaaa ellerine sağlık balımBig Grin
clock10-19-2010, 09:40 PM
Yorum: #3
sen iki kızı birden mi idare etmeye çalışıyorsun Big Grin
süper olmuş Big GrinBig Grin
clock10-20-2010, 03:51 PM
Yorum: #4
Çok güzel bir bölüm olmuş devamını sabırsızlıkla bekliyorumSmile
clock10-20-2010, 08:06 PM
Yorum: #5
ya süper bişey bu ya bu gün başladım okumaya bitti ve devamını sabırsızlıkla bekliyorum Big Grin
clock10-26-2010, 08:26 PM
Yorum: #6
ellerine sağlık canım harika olmuş SmileSmile
clock10-29-2010, 01:30 PM
Yorum: #7
ellerine ve emeğine sağlık canım süper olmuş Smile demek iki kızı birden idare etmeye çalışıyorsun Huhgüzel bir soruydu....
clock12-30-2010, 04:06 AM
Yorum: #8
kyucanımız bu evdeki denge unsuru olacak artık anlaşıldı lol

ellerine sağlık canımm Heart




[-]
Hızlı Cevap
Konu




İfadeler
:) :s :huh:
;) :cool: :D
:P :angel: =[]
=# :{} :(
[Daha fazla göster]




Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle
Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)