Görüntüleme Tercihi Konu Görünümü | Tam Görünüm
Yıldızlar Geçidi 19. Bölüm


clock11-05-2010, 10:30 PM
Yorum: #1
Jun, Ceyda’nın söylediği sözleriyle beklemesi gerektiğini anladı. Bekleyecekti. Ama ne kadar? Elinde sonunda Amerika’ya geri dönecekti.

Bunları düşünürken Jung Min geldi ve Hyung Jun’un saçlarıyla oynayarak: “Hey küçük bebek! Tekne kıyıya yaklaştı. Tek başına inemezsin diye elinden tutmaya geldim.” dedi

Hyung Jun ise Jung Min’e “Karizma bozuntusu pis Hitler! Kafanı kırmadan inelim istersen.” dedi gülerek.

Ceyda da şakayla karışık gülerek “Jung Min, onun annesi bendim. Onu ben indirebilirim.” diyince Hyung Jun Ceyda’nın elini tuttu. “Haklısın anneciğim. Beni sen indir.” dedi ve çekiştire çekiştire tekneden indirdi.

Jung Min ise gördükleri karşısında şaşırmıştı. Kendini gülmekten alamıyordu.

Şeyda’nın gözüyse telefonundaydı. Kim Bum ne mesaj atmıştı ne de aramıştı.Üzülüyordu. Ama beklemeliydi.

SS501 ve kızlar eve döndüklerinde saat bayağı geç olmuştu.Yavaş yavaş hepsi yataklarına yattılar. Bugün de böyle bitmişti.

Günler birbirini kovaladı. 4 gün geçmişti. Ceyda’nın kozmetik reklam çalışmaları başlamıştı ve Kim Bum Şeyda’yı aramamıştı. Şeyda’nın canı çok sıkkındı.

Ceyda da Lee Min Ho’yu aramış ve görüşme ayarlamışlardı. Bugün Min Ho Ceyda’ya Kore’yi gezdirecekti.

SS501 ise yoğun 4 gün geçirmişti.

Tüm bunlar olurken Ceyda’yı takip eden bir magazinci çıkmıştı ortaya. Bu adam yetimhane müdürünün aradığı Lee Sang Ju’dan başkası değildi.

Ceyda ve menajerinin SS501’in evinde kaldığını öğrenmişti. Ama bir yakınlaşma bekliyordu.İşte o zaman gündeme oturacak bomba gibi bir haber olacaktı.

Şeyda sabah kalkar kalmaz telefonuna baktı. 1 mesaj vardı. Açtı ve okumaya başladı.

“Merhaba, ben Kim Bum’un arkadaşıyım. Geçen restoranda olanlar için üzgünüm. Ben gerçekten zor günler geçirdim. Sevgilim beni aldattı ve bunu öğrendiğimde kahroldum. İhanetin tadı nasıl bilir misiniz? Acı ve damarında yayılan bir zehir gibi… Siz benim zehrime kurban oldunuz. Çok özür diliyorum. Ben affetmeseniz bile Kim Bum’u bağışlayın. Çünkü onun hiçbir suçu olmadığı gibi üzülen tarafta o oldu. Numaranızı Kim Bum’un telefonunun rehberinden gizlice aldım. Umarım siz barışırsınız.”

Şeyda ihanetin tadını biliyordu ve geçmişte o da zorlu günler geçirmişti. Hem de çok zorlu günler. Kim Bum’u da özlemişti. Çok zaman geçmemişti. Yine de aklındaydı.

Ajansa gitmeye karar verdi.Bu küslüğü artık daha fazla uzatmak istemiyordu. Kim Bum’la barışmak istiyordu.

Kim Bum ajansta tüm gün yoruluyor olmalıydı. En iyisi ona bir şeyler hazırlayıp götürmekti. Ama ilk önce kahvaltı yapmalıydı.

Kahvaltıya indi. Sofrada hem yemek yiyor hemde konuşuyorlardı.Şeyda:

--“Ceyda ben bugün evde yokum. Ajansa gideceğim.” Ceyda:

--Bugün bizim tatilimiz.Ajansta iş yok ki.

--Biliyorum tatlım ama benim küçük bir işim var.

--Kim Bum mu?

Şeyda sırıttı.

--Evet

Bu gülümseme ise Saeng’in canını yakmıştı.

--Az kalsın unutuyordum. Bugün ben de evde yokum. Min Ho’yla Kore’yi gezeceğiz.

Hyung Jun kulak kesilmişti konuşmalarına. Reklam işinden sonra hiç görüşmediklerini sanıyordu. Merak etmişti.

--Hani sen onu reddetmiştin. Şimdi neden onunla buluşuyorsun ki?

--Ben onun çıkma teklifini kabul etmedim ki. Sadece arkadaşça dediği için onunla bugün buluşmak için aradım. Onun da boş günüymüş.

Hyung Jun iyice yıkılmıştı. Ceyda kendisini sevdiğini bildiği bir adamla buluşacaktı.Hem de gün boyu yalnız… Jun’un kalbi çok acıyordu. Gitmesini istemiyordu. Ama ona nasıl karışabilirdi ki.

Jun’un yüz ifadesi Ceyda’nın dikkatini çekmişti. Acaba gitmesem mi diye düşünüyordu. Ama neden? Jun onun arkadaşıydı. Onu sevdiği için dikkat etmeye çalışsa da bir şey değişmeyecekti. Sadece arkadaşıydı çünkü. Jun’u arkadaşı olarak hiç göremiyordu ve bunu kendine itiraf ettiğinde canı yanıyordu.

Hyun Joong:

--“Neden reddettin ki? O çok iyi biri ve onda bir kızın istediği tüm özellikler var.” Ceyda:

--Ama ben sadece arkadaş olarak onun nasıl biri olduğuna bakıyorum. Neden sadece bu.

Şeyda sofradan kalktı ve sofradakilere “Size afiyet olsun. Ceyda sende kendine iyi bak. Görüşmek üzere.” dedi ve odasına çıktı ve hazırlandı. Kısa kollu bir gömlek, siyah mini bir etek giymişti. Eteğiyle aynı renkteki küpesi ise ona ayrı bir güzellik katmıştı. Ayakkabılarıysa topuklu ve siyahtı. Saçlarını da açık bırakmıştı.

Şeyda mutfağa gitti ve bir şeyler hazırladıktan sonra ajansa gitti.

Ceyda da bu sırada hazırlanmıştı. Beyaz bir t-shirt ve kot pantolon giymişti. Saçlarını at kuyruğuydu. Spor ayakkabıları ve spor şapkasıyla harika gözüküyordu.

Aşağı indi. Aynada saçlarını düzeltirken Jun yanına geldi. Jun:

--“Gitmek zorunda mısın?”

Ceyda Jun’a baktı. Jun’un sadece ona gitme demesi yeterliydi. Gözlerine bakıyordu. Ceyda:

--Söz verdim ona. Hem neden gitmeyeyim ki?

Ceyda ondan istediği cevabı bekliyordu.

Jun gitmesini istemiyordu. Ama ona ne diyebilirdi ki. Ceyda’ya karışamazdı. Sadece arkadaşıydı çünkü. Onu arkadaş olarak düşünmek içini acıtıyordu. Hem de onu delice severken…

Jun cevap vermedi. Sadece “Umarım eğlenirsin.” dedi ve gitti.

Ceyda çok üzülmüştü. Jun: “Gitmeni istemiyorum.” deseydi gitmeyecekti. Ama dememişti. Ceyda evden çıktı.

Şeyda ajansa gittiğinde Kim Bum sette çekimdeydi. Bir süre onu izledi. Gelmekle en iyi seçimi yapmıştı. Yoksa daha ne kadar onu göremeden durabilirdi bilmiyordu.

Kim Bum çekime mola verdiğinde Şeyda’nın yanına gitti.

Ama Şeyda’nın neden geldiğini ve şimdi ona nasıl davranacağını bilmediği için ilk sözleri Şeyda’dan bekliyordu.

Şeyda ona gülümsedi.

--Ne zamandır seni göremediğim için ziyaretine geldim. En son ki sert çıkışım için özür dilerim.

--Önemli değil. Ben unuttum bile.

--Çekimlerde yorulup acıkırsın diye sana yiyecek bir şeyler hazırladım. Yemek ister misin?

--Zahmet ettin ellerine sağlık.

O sırada arkadan bir ses geldi. “Mola bitmiştir. Lütfen herkes yerlerini alsın.”

Kim Bum Şeyda’ya baktı. Onu kırmak istemiyordu ama gitmeliydi.

--Kusura bakma.Şimdi gitmem lazım.Sonra görüşürüz.

--Ama aç değil misin? Hem o kadar da hazırlamıştım.

--“Açım ama yönetmen bekliyor.” dedi ve arkasını dönüp gitti.

Şeyda çok üzülmüştü. Kim Bum yaptıklarından yiyememişti ve onunla vakit de geçirememişti.

Biraz düşündü. Aklına müthiş bir parlak fikir geldi. Ahh! Bunu neden daha önce düşünememişti?

Etrafını kontrol ede ede ilerliyordu. Sonunda elektrik şalterlerini bulmuştu. Herhalde yönetmen karanlıkta ve elektriksiz çekimlere devam edemezdi değil mi?

Son bir kez etrafına bakındı. Kimse yoktu etrafında.

Şalterleri indirdi. Etraf çok karanlıktı. Şimdi nasıl Kim Bum’u bulacaktı? Bunu düşünememişti.

Yardımına görevliler koştu. Kısa bir süreliğini idare etmesi için etrafa mumlar yerleştiriyorlardı. Şeyda geldiği yoldan geri döndü ve sete girdi.

Kim Bum oturmuş elektriklerin gelmesini bekliyordu. Şeyda Kim Bum’un yanına oturdu. Kim Bum:

--Durum gördüğün gibi. Ara vermek zorunda kaldık.Görevliler sorunu bulmaya çalışıyor.

--Hmm! En azından mola verebildin. Sen hem açım dememiş miydin? Biraz atıştırmaya ne dersin?

--Tabi ki. Eminim güzel olmuştur.

Birbirlerini net göremiyorlardı.Kim Bum Şeyda’ya bakmak için başını döndürdü.

Bu da neydi şimdi. Neye çarpmıştı böyle. Yüzünün bir şeye çarptığını hissediyordu.

Arkadan bir ses geldi. “Sorunu bulduk. Şalterler kapanmış. Şimdi düzeltiyoruz.”

Aniden ışıklar açıldı. Gördükleri karşısında ikisinin de gözleri kocaman olmuştu.

Ajanstaki herkesin gözü de onlara dönmüştü. Revirde birlikte kaldıklarından beri zaten şüpheleniyorlardı ve bu da onu doğrular nitelikteydi.

Sonunda bu çifti karanlıktan yararlanıp öpüşürken görmüşlerdi.

Aslında Şeyda, Kim Bum “Eminim güzel olmuştur.” derken Kim Bum’a başını çevirmiş gülümsüyordu. Ama Kim Bum karanlıkta ne olduğunu anlayamamıştı.

Hemen geri çekildi. Çok utanmıştı ve herkes onlara bakıyordu. Şeyda da şaşırmış ona bakıyordu.

Şeyda yerinden kalktı ve setten çıktı. Koridorda yürüyordu. Birisi bileğinden tuttu ve kendine çevirdi. Bu Kim Bum’du.

--Senden özür dilerim. Karanlıkta seni göremedim yanlışlıkla oldu.

Şeyda da hiçbir tepki yoktu. Olayın etkisinden çıkamamıştı. Yanlışlıkla da olsa ikisinin dudakları birbirine deymişti.

Aslında Kim Bum’un ondan özür dilemesini istemiyordu da. Ona kızmamıştı. Sadece Kim Bum’a bakıyordu Şeyda. Kazayla olmasaydı kızmadı hatta bilerek olmasını isterdi.

--Hmm! Anlıyorum.

Biraz duraksadı. Sonra “Ben eve gidiyorum.” Dedi ve eve çekip gitti.

Kim Bum yanlış yapmış olmaktan korkuyordu. Acaba Şeyda bundan sonra onunla konuşacak mıydı? Hala çok garip hissediyordu. Kazayla da olsa onu öpmüş müydü şimdi? Kim Bum’un eli dudaklarına gitti.

Çok etkilenmişti. İçinde kelebekler uçuşuyor gibi hissediyordu. Şeyda’ya aşık mıydı yoksa? Onu fark etmeden çok sevmeye başlamıştı. Bunu şimdi anlamıştı.

Ceyda ise Min Ho’yla Kore’yi geziyordu. Min Ho arkalarındaki bir adamı göstererek:

--Bu adamda bir gariplik var. Ben ne zaman ona baksam aceleyle başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yapıyor. Bizi gözetliyor sanki.

--Bu adamı bir yerden gözüm ısırıyor ama. Sanki… Aaa! Evden çıktığımda görmüştüm bu adamı…

--Peşine birini takmışsın. Acaba ne zamandır bizi takip ediyor? Ne yapıp edip bu adamı atlatmamız lazım.


İkisi de bir süre düşündü. Sonra Ceyda beklenmedik bir hareketle Min Ho’nun elini tuttu ve onu sürüklemeye başladı. Ceyda:

--En iyisi kalabalığa karışmak. Hem bu giysilerle fark edilmeyiz.

Min Ho Ceyda’ya yetişti.Elini daha sıkı tutuyordu şimdi. Hiç bırakmayacakmış gibi…

Şeyda koridorda önüne bakmadan yürüyordu. Birden sert bir şeye çarptı. Neye çarptığına bakmak için başını kaldırdı. Bu Jae Joong’tu. Jae Joong:

--O kadar dalmışsın ki önünde durduğumu bile fark etmedin sakar şey.

--Bana sakar demeyi kes narşist kedi.

--Narşist kedi mi? Neyse tamam. Biliyorum ikimiz içinde yanlış bir başlangıç oldu. Ama çokta geç kalmış sayılmayız.

Elini uzattı ve “Ben Kim Jae Joong.” Dedi.

Şeyda ona gülümsedi. “Ben de Şeyda Duman.” dedi ve Jae Joong’la tokalaştı. Jae Joong:

--Ben bugünki işlerim bitti. Birlikte dışarı çıkalım mı?

--Tamam olur. Benim de kafamı dağıtmam gerek.

Jae Joong’un arabasına bindiler. Kısa bir süre sonra durmuşlardı. Jae Joong Şeyda’yı deniz kenarına getirmişti.

İkisi bir banka geçtiler. Jae Joong:

--Ben ne zaman aklım dolu olsa buraya gelirim. Denizi izlemek insanı rahatlatıyor.

Şeyda denize bakıyordu. Bu çocukla birkaç güne kadar didişiyorlardı ama şindi araları çok iyi gözüküyordu. Aslında ondan nefret etmiyordu. Sadece nasıl tanıştılarsa araları öyle gitmişti. Şeyda:

--Beni buraya getirdiğin için teşekkürler. Dediğin gibi burası insanı rahatlatıyor.

--“Önemli değil. İstediğin zaman buraya gelir kafanı dağıtırsın.” Dedi ve gülümsedi.

Şeyda da ona gülümsedi. Sonra da düşüncelere daldı.

Jae Joong onu izliyordu.Sandığı kadar kötü bir kız değildi. Sadece yanlış başlangıç yaptıklarından dolayı devamı da öyle olmuştu. Ama ona hiç gıcık olmamıştı.

Şeyda Jae Joong’un sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı.. Jae Joong:

--Sana bir şey sorabilir miyim?

--İstediğini sor.

--Sen Kim Bum’dan hoşlanıyorsun değil mi?

Şeyda Jae Joong’a baktı. Demek o da anlamıştı.

--Galiba…

--Ben senin gözlerinden anlıyorum. Seviyorsun onu ve ona baktığımda onun da seni sevdiğini gördüm.

--Bu kadar belli ediyor muyum?

--Onun yanında yerinde duramıyorsun. Çok neşelisin.

Şeyda konuyu değiştirmek istiyordu.

-- Senin işlerin nasıl gidiyor?

-- İyi gidiyor. Biraz yorucu olsa da işimi seviyorum. Sizinki?

-- Bizimki de iyi gidiyor. Ama burada daha fazla kalabilmek için Amerika’daki işimizi çok erteledik. Gelmemiz için çok sıkıştırıyorlar.

-- Yani burada geçireceğiniz zamanınız daraldı.

--Evet.

Şeyda düşünüyordu. Kim Bum’a açılamamıştı ve onun kendisini sevip sevmediğini bilmiyordu. Gitmelerine de çok az kalmıştı.

Artık hava kararıyordu. Jae Joong Şeyda’yı eve bıraktı.

Eve geldiğinde Ceyda henüz gelmemişti. Nerede kalmıştı bu kız?

Ceyda’yı aradı. Ceyda neredeyse eve gelmek üzere olduğunu söyleyince telefonu kapattı.

Odasına çıktı ve üstünü değiştirdi. Sonra da aşağı indi. Akşam olmuştu.

Ceyda da eve geldi. Evdekilere selam verip odasına çıktı.

Dinlenmesine fırsat kalmadan telefonuna mesaj geldi. Mesaj Hyung Jun’dandı. Mesajda “Bahçeye gel. Seni bekliyorum.” yazıyordu.

Bahçede neden onu bekliyordu ki? Biraz düşündü ama aklına hiçbir şey gelmemişti.

Bahçeye indi. Jun çimenlerin içinde napıyordu böyle? Ceyda onu izliyordu.

Jun biraz daha uğraştıktan sonra elleri kapalı bir şekilde Ceyda’nın yanına geldi. Ceyda’ya gülümsedi ve “Bak elimde ne var.” dedi.

Elindekini göstermek için mi çağırmıştı?

Bir anda ne kadar çok soru sormaya başlamıştı. Daha fazla sorgulamadan Hyung Jun’un ellerini tuttu ve açtı.

İçinden “Aman Allah’ım! Bunlar ne kadar da büyüleyiciler.” diye geçirdi ve gülümsedi.

Hyung Jun’un ellerini açtığında iki tane ateş böceği uçmuştu gökyüzüne. Şimdi de havada süzülüyorlardı birlikte. Yan yana iki ateş böceği… Ne kadar da büyüleyici…

Ceyda başını havaya kaldırdı ve onları izlemeye başladı. Gecenin karanlığını bu iki ateş böceği aydınlatıyordu. Çok güzellerdi.
Ceyda sonra Jun’a baktı. Jun’un yüzü Ceyda’nın yüzüne çok yakındı. Nedeb bir anda bu kadar yakınlaşmıştı ki?

Ceyda içinden “Hayır, hayır. Olamaz! Saçmalama. Bu sefer onu yanlış anlamayacağım.” diye geçirdi ve bir adım geri attı.

Üstünü eliyle yoklamaya başladı.Bir yandan da konuşuyordu.

--Nerede ya! Göremiyorum karanlıkta. Ben böceklerden korkmam. Gösterirsen kendim üstümden atabilirim böceği.

Hyung Jun ilk başta Ceyda’nın ne yaptığına anlam verememişti ama sonra böceğin nerede olduğunu sorunca anlamıştı.

İlk yüzünü yaklaştırdığı an geldi aklına. Ama bu seferki yanlış anlama değildi.

Ceyda’nın iki elini tuttu. Jun:

--“Üstünde böcek falan yok. Sadece duygularımı daha fazla tutamayacağım. Sana aşık oldum Ceyda.” dedi ve Ceyda’ya doğru bir adım attı.

Ceyda’nın gözlerine baktı ve yüzünü yaklaştırdı.

Ceyda gözlerini kapattı ve beklemeye başladı.

Hyung Jun daha da yaklaştı ve öpmeye başladı.

19. Bölümün Sonu

Yazarlar---> Betül Demirci & Nur Tanı
clock11-05-2010, 10:55 PM
Yorum: #2
vaş vaş vaş nolmuş bu juna böle lol
allahımm yanlışlıkla öpüşmüşler şeydayla koptum yaaaa lol
betül süper olmuş kasırga gibi esti kaldı bi bölüm daha devamını bekliyoruz sabırsızlıkla lol
clock11-05-2010, 11:15 PM
Yorum: #3
ellerine ve emeğine sağlık canım ...aynı şekilde arkadaşının da iki kişi yazıyorsunuz galiba bu hikayeyi... :)sonunda itiraf edebildiler sevgilerini ...fakat şu magazinci aralarını bozacak gibi duruyor ... yanılmıyorsam Huh
clock11-05-2010, 11:31 PM
Yorum: #4
amanın amanın amanın Hyung Jun gitti elden intihar edicem
ellerine sağlık betül Smile
hadi yirminci bölümüde ekle Smile)
clock11-07-2010, 10:11 PM
Yorum: #5
betullll naptın Huh millet alt ust oldu supersin cnmmm arkadaşım Angel hep bole yirminci bolumu sabırsızlıklar beklıorum Cool Fighting Angel Angel
clock11-08-2010, 10:01 PM
Yorum: #6
kız betül naptın junda elden gitti napıysınya oppamı nasıl böle kötü amellere alet ediyorsunintihar edicemBig GrinCool
clock11-09-2010, 11:07 PM
Yorum: #7
benim biricik oppama hikaye yazıyorum seda Smile kötü emel değil aşkını buldu Big Grin
clock11-09-2010, 11:26 PM
Yorum: #8
çiğdem ablacığım hyung jun gitti elden derken Big Grin kardeş kardeş devam mı etmelilerdi XD
hem nereye gitti yaa bir yerlerde yanlış mı yaptım kimse memnun olmadı gibi Confused
clock01-03-2011, 03:08 AM
Yorum: #9
bu şartel layı şeyda'ya yaradı Big Grin
ayyy sonunda eda ya açılabildi hyung Big Grin
ellerine sağlık canım Heart




[-]
Hızlı Cevap
Konu




İfadeler
:) :s :huh:
;) :cool: :D
:P :angel: =[]
=# :{} :(
[Daha fazla göster]




Yararlı linkler: KT Kuralları, Kore, Kore Dizileri, izle
Site içerik sağlayıcı: Koreanturk.com (Official)